CAN BREAK in Turkish translation

[kæn breik]
[kæn breik]
kırabilir
can break
would break
can crack
might
could he resist
may break your
he will break
can hack
kırabilecek
can break
can crack
can whup
bozabilir
can
could disrupt
break
might ruin
changes
might disrupt
bozamaz
can break
could spoil
can ruin
bringing
bozabileceğini
can break
could disrupt
kıramaz
can break
can't crack
will break
won't crack
kırılabilir
fragile
break
breakable
can
bozabilecek
can break
could destroy
could ruin
can disturb
kırabileceğini mi

Examples of using Can break in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Your oxygen tank can break.
Oksijen tankın kırılabilir.
Not even the touch of the Agiel can break its tiny but heroic heart.
Agiel dokunuşu bile onun küçük ama güçlü kalbini kırabilir.
Nothing can break this.
Hiçbir şey bunu bozamaz.
Any curse at sea.- The Trident can break.
Mızrak denizlerdeki… bütün lanetleri bozabilir.
You know only the words from a man of God can break the seal.
Sadece Tanrının hizmetkarının, mühürü bozabileceğini biliyorsun.
Nothing can break High.
Hiçbir şey kıramaz High.
You think you can break me?
Beni kırabileceğini mi sanıyorsun?
That I'm not the girl that can break your heart?
Kalbini kırabilecek kız olmadığımı mı?
Those pesky little kisses can break curses.
Özellikle lanetleri bozabilecek küçük öpücükler konusunda.
Nothing can break this tie.
Hiçbir şey bu bağı bozamaz.
Only love can break your heart.
Sadece aşk kalbini kırabilir.
A man can break too, you know.
Bir erkeğin kalbi de kırılabilir biliyorsun.
From a man of God can break the seal. You know only the words.
Sadece Tanrının hizmetkarının, mühürü bozabileceğini biliyorsun.
You think you can break me?
Kabalık yaparak beni kırabileceğini mi sanıyorsun?
And a beak that can break your arm.
Ve kolunu kırabilecek bir gaga.
She desires freedom that only true love can break the spell.
Özgürlük için yanıp tutuşmaktadır. Bu büyüyü bozabilecek tek şey de gerçek aşktır.
My master can break 100 bamboo poles as thick as a bowl without resting.
Ustam, dinlenmeden bir kase kadar kalın 100 bambu direk kırabilir.
Can break this bond.
Bu bağı bozamaz.
Mobilize the National Guard up to Barrow with a ship that can break through the ice.
Ulusal Muhafızları, buzu kırabilecek bir gemiyle Barrowa göndermek şeklinde.
She can break the will of any man.
O herhangi bir erkeğin iradesini kırabilir.
Results: 110, Time: 0.0918

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish