WILL BREAK in Turkish translation

[wil breik]
[wil breik]
kıracak
break
offend
kırar
breaks
kırılacak
will break
be broken
is fragile
will crack
it would break
breakable
breakaway
gonna break up
kırılır
break
crack
refracts
it hurts
bozulacak
will be broken
disrupted
spoiling
she's going to resent it
would be broken
it will
mess
gonna go bad
kırılabilir
fragile
break
breakable
can
bozacak
to break
will ruin
disrupt
zorla
force
forcibly
push
break
make
forcefully
drag
forcible
coerced
delecek
bozacak mı
bozayım
cayacağını
böylece bina nefes aldığında tahtalar kırılabilir
kırılmış olacak

Examples of using Will break in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
He must be mine forever, or else my heart will break.
Sonsuza kadar benim olmalı yoksa kalbim kırılacak.
Parents will break you.
Ailen seni kırar.
It breaks. An ordinary glass will break.
Kırılır. Sıradan bir bardak kırılır.
Poor Brenda, this will break her heart.
Zavallı Brenda, bu onun kalbini kıracak.
People will break in, and nothing left.
İnsanlar zorla içeri girer ve hiçbir şey bırakmazlar.
The one who will break the spell?
Büyüyü bozacak kişi?
That will break the spell.
Bu büyüyü bozar.
Imagine that!- But then the Rolex will break.
Düşünsene!- Ama sonra Rolex kırılabilir.
If so… her neck will break for it.
Eğer öyleyse… bunun icin… boynu kırılacak.
I won't tell your father cause it will break his heart.
Babana söylemeyeceğim. Çünkü bu onun kalbini kırar.
The fan will break under his weight. If we hang him from the fan.
Onu fana asarsak… onu taşıyamaz ve kırılır.
And one day our friendship will break.
Ve günün birinde, arkadaşlığımız bozulacak.
People will break in.
İnsanlar zorla içeri girer.
I will break your motherfuckin' nose.
Burnunu kırayım. Ben dalga geçmiyorum.
Yeah. That will break the spell?
Bu büyüyü bozacak, Evet?
Even a tiny breath, will break the spell and the attendants will see you.
En küçük bir nefes bile büyüyü bozar… ve seni görürler.
But then the Rolex will break.- Imagine that!
Düşünsene!- Ama sonra Rolex kırılabilir.
The Egg proclaims nothing. The wings will break.
Yumurta hiçbir şey belirtmiyor. Kanatlar kırılacak.
I won't tell your father cause it will break his heart.
Çünkü bu onun kalbini kırar. Babana söylemeyeceğim.
Chain will break. William: There's too much tension!
Zincir çok gergin, kırılır!
Results: 377, Time: 0.0945

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish