CATALYST in Turkish translation

['kætəlist]
['kætəlist]
katalizör
catalyst
accelerant
the catalyser
catalyzer's
catalyst
katalizörü
catalyst
accelerant
the catalyser
catalyzer's
katalizörün
catalyst
accelerant
the catalyser
catalyzer's
katalizöre
catalyst
accelerant
the catalyser
catalyzer's

Examples of using Catalyst in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We have been talking with Catalyst Paper.
Katalist Kağıt ile görüşüyoruz.
You were just the fuckin' catalyst, and for that, I ought to thank you.
Kahrolası bir hızlandırıcısın ve bunun için sana teşekkür etmeliyim.
It's a catalyst hidden away in the blood of a human host.
Bir katalizör. Bir insan konağın kanında saklı halde.
Not some catalyst.
Bir katalizörü değil.
The Aether needs a catalyst, a complementary energy to supercharge it.
Aetherın onu güçlendirmesi için bir katalizöre tamamlayıcı bir enerjiye ihtiyacı var.
And you will need a catalyst. That would be.
Ve bir katalizöre ihtiyacınız olacak.
What answer did you write for the catalyst of sodium hydrate?
Sodyum hidratın katalizörü olarak ne yazdın?
The chemical is like a catalyst.
Kimyasal bir katalizör gibi.
Scientists wondered if these hurricanes could be the catalyst for the iguana's move.
Bilim insanları iguanaların taşınmasındaki etkenin kasırgalar olup, olmadığını merak ettiler.
I believe that you are the catalyst for all of this.
Bütün bunları planlayanın sen olduğuna inanıyorum.
But a diversion.“Violence is not a catalyst.
Şiddet bir katalizör değil, sapmadır.
But a diversion. Prentiss:“Violence is not a catalyst.
Şiddet bir katalizör değil, sapmadır.
A catalyst to trigger the effect.
Etkiyi tetikleyecek bir katalizör lazımdı.
In the previous war, Kiritsugu used the scabbard as the catalyst to summon me.
Son savaşta… kını beni çağırmak için aracı olarak kullanmıştı.
By pumping a liquid fuel into a reaction chamber… where a catalyst ignites it.
Bir reaksiyon odacığına sıvı yakıt pompalar… ve orada bir katalizör yakıtı tutuşturur.
it's also a catalyst.
aynı zamanda bir katalizör.
The key component of this catalyst Would live in a human host.
Bu olayı tamamlayan parça insan vücudunda yaşayan bir katalizör.
The first wasa superior catalyst for methane.
İlk mesaj, metanın üstün katalizör olduğunu belirtiyor.
He desired to intercept a catalyst comet and absorb its essence.
Ve özünü emmeyi istedi. Bir katalizör kuyruklu yıldızını yakalamayı.
The-The shaman's wife? Purely a catalyst.
Şamanın karısı mı? Tamamen bir katalizör.
Results: 243, Time: 0.0651

Top dictionary queries

English - Turkish