CELIBATE in Turkish translation

['selibət]
['selibət]
bekar
single
bachelor
unmarried
celibate
unwed
unattached
bakir
virgin
pristine
copper
celibate
old-growth
virginity
cinsellik
sex
carnal
gender
venereal
sexist
erotic
coital
gay
libido
have
yalnız
alone
lonely
only
lone
single
lonesome
solo
loner
privacy
be
rahibe
priest
reverend
father
pastor
cleric
monk
preacher
prior
friar
vicar

Examples of using Celibate in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Now, boys, you should stay celibate before mariage.
Şimdi evlatlarım evlenmeden önce bu şekilde kalmalısınız.
And he's definitely not a celibate!
Ve o kesinlikle bekâr değil!
Let yourself be happy. Before you find yourself alone… and celibate.
Kendini birden yalnız ve bekâr bulmadan.
Spiga is determined to keep us celibate.
Spiga bizi birbirimizden uzak tutmaya kararlı anlaşılan.
If celibate's a kind of fish. Celibate, sure.
Keşiş gibi tabii. Eğer keşiş bir tür balıksa.
I know… I was making a joke. celibate?
Orasını anladım, şaka yapmıştım. Bakir misin?
Celibate? Yeah, I know… I was making a joke?
Orasını anladım, şaka yapmıştım. Bakir misin?
Seeing as you remained celibate for the full 18 years, And then decided to re-pop your cherry.
Yıl boyunca tamamen bekar kalmana ve kızlık zarını… kampüsteki zihinsel olarak en hasta kadınla… patlatmaya karar vermene bakılırsa… ben buna biraz şüpheyle bakarım.
I'm Footsie, the celibate sock puppet…
Ben Ayakçık, bakir çorap kuklası.
They only emphasized the need for academic achievement and completely stomped out our natural burning desire for the flesh by enforcing us to live our lives like celibate monks.
Sadece akademik başarı için ihtiyaç duyulan kısma ağırlık veriyorlar ve hayatımızı bakir keşişler gibi yaşamaya zorlayarak bizim nefsimiz gereği duyduğumuz doğal şehveti tamamen ayaklar altına alıyorlar.
Your thirty crooked legislators aren't around and you're facing a celibate stay-cation and that's my fault?
Yolsuz yasamacı sana o tatlı kıyakları geçemiyor diye… cinsellik perhiziyle yüz yüzesin
By enforcing us to live our lives like celibate monks. and completely stomped out our natural burning desire for the flesh They only emphasized the need for academic achievement.
Sadece akademik basari için ihtiyaç duyulan kisma agirlik veriyorlar ve… hayatimizi bakir kesisler gibi yasamaya zorlayarak… bizim nefsimiz geregi duydugumuz dogal sehveti tamamen ayaklar altina aliyorlar.
To hit you with those tasty Lulus anymore, Your thirty crooked legislators aren't around and you're facing a celibate stay-cation and that's my fault?
Yolsuz yasamacı sana o tatlı kıyakları geçemiyor diye… cinsellik perhiziyle yüz yüzesin ve bu benim suçum mu?
They only emphasized the need for academic achievement by enforcing us to live our lives like celibate monks. and completely stomped out our natural burning desire for the flesh.
Sadece akademik basari için ihtiyaç duyulan kisma agirlik veriyorlar ve… hayatimizi bakir kesisler gibi yasamaya zorlayarak… bizim nefsimiz geregi duydugumuz dogal sehveti tamamen ayaklar altina aliyorlar.
To hit you with those tasty Lulus anymore, and you're facing a celibate stay-cation and that's my fault?
Yolsuz yasamacı sana o tatlı kıyakları geçemiyor diye… cinsellik perhiziyle yüz yüzesin
Nothing, just even our celibate Muslim exchange student got a girl friend before Justin.
Yok bir şey. Sadece… Bizim bekâr müslüman değişim öğrencimiz bile Justinden önce kız buldu.
On campus, I'm gonna take that with a grain of salt. Uh… Well… Seeing as you remained celibate for the full 18 years, with the most mentally ill woman and then decided to re-pop your cherry.
Yıl boyunca tamamen bekar kalmana ve kızlık zarını… kampüsteki zihinsel olarak en hasta kadınla… patlatmaya karar vermene bakılırsa… ben buna biraz şüpheyle bakarım.
On campus, I'm gonna take that with a grain of salt. Seeing as you remained celibate for the full 18 years, Well… with the most mentally ill woman and then decided to re-pop your cherry Uh.
Yıl boyunca tamamen bekar kalmana ve kızlık zarını… kampüsteki zihinsel olarak en hasta kadınla… patlatmaya karar vermene bakılırsa… ben buna biraz şüpheyle bakarım.
And then decided to re-pop your cherry on campus, I'm gonna take that with a grain of salt. Uh… with the most mentally ill woman: Well… Seeing as you remained celibate for the full 18 years.
Yıl boyunca tamamen bekar kalmana ve kızlık zarını… kampüsteki zihinsel olarak en hasta kadınla… patlatmaya karar vermene bakılırsa… ben buna biraz şüpheyle bakarım.
Seeing as you remained celibate for the full 18 years, Uh… on campus, I'm gonna take that with a grain of salt.: Well… and then decided to re-pop your cherry with the most mentally ill woman.
Yıl boyunca tamamen bekar kalmana ve kızlık zarını… kampüsteki zihinsel olarak en hasta kadınla… patlatmaya karar vermene bakılırsa… ben buna biraz şüpheyle bakarım.
Results: 57, Time: 0.0468

Top dictionary queries

English - Turkish