CONFUSED in Turkish translation

[kən'fjuːzd]
[kən'fjuːzd]
kafası karışık
şaşkın
silly
wide-eyed
goofy
confused
surprised
bewildered
puzzled
shocked
dazed
perplexed
şaşırmış
to be surprised
aklı karışık
karmaşık
complex
intricate
messy
chaotic
elaborate
tricky
complexity
complicated
sophisticated
confusing
kafam karışık
kafanın karışık
kafan karışık
şaşırdım
to be surprised
aklın karışık
şaşırttı
to be surprised
şaşkınsın
silly
wide-eyed
goofy
confused
surprised
bewildered
puzzled
shocked
dazed
perplexed

Examples of using Confused in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I'm super confused, but what do you spin?
Çok kafam karıştı, neyi döndürüyorsun?
Dolly's confused.
This confused totality could be the subject matter… of such a documentary.
Bu karmaşık bütünlük, böyle bir belgeselin konusu olabilir.
Tom said I looked confused.
Tom şaşırmış göründüğümü söyledi.
He's not a terrorist, he's just a… confused old man.
İhtiyar terörist değil, yalnızca şaşkın.
You seem confused, Sax.
Kafan karışmış görünüyor, Sax.
Growing ever more confused, ever more angry.
Giderek daha aklı karışmış, kızgın şekilde davranarak.
I had to do something to shake off the confused feelings about Bryce.
Brycela ilgili karmaşık duygularımdan… kurtulmak için bir şeyler yapmalıydım.
Don't you think we were all scared and confused at first?
Anlamıyor musun ki ilk başta hepimiz şaşırmış ve korkmuştuk?
Lack of food and water would have made them totally confused and paranoid.
Yemek ve su yokluğu onları bütünüyle şaşkın ve paranoyak yapar.
You're confused.- I'm not wrong!
Yanılmıyorum.- Kafan karışmış.- Yanılıyorsun!
My parents don't even know. confused.
Kafam karışmıştı. Ailem bile bilmiyor.
I didn't make myself that clear, but I'm a little tired and confused.
Yorgunum ve biraz kafam karışık.- Hayır.
Confused.- Confused how?
Aklı karışık.- Nasıl karışık?.
Confused, angry. He's desperate.
Çaresiz. Aklı karışmış, öfkeli.
Insecurity maybe a little confused.
Çekingenlik belki biraz karmaşık.
I just… don't want us becoming confused about what's really important.
Sadece… Gerçekte neyin önemli olduğuna şaşırmış olmamızı istemiyorum.
A little. You know, I wasn't always this confused.
Biraz. Hep böyle şaşkın değildim.
It's normal to be confused after a seizure.
Krizden sonra kafanın karışık olması normaldir.
I'm not wrong. You're confused.
Kafan karışmış.- Yanılmıyorum.- Yanılıyorsun!
Results: 1361, Time: 0.0655

Top dictionary queries

English - Turkish