CRASHING in Turkish translation

['kræʃiŋ]
['kræʃiŋ]
çarpma
to crash
hitting
multiply
bumping
slam
running
banging
smash
to ram
düşmesi
fall
down
to go
stooping
drop
crashing
decline
fallin
çökmesini
to collapse
crash
squatting
get down
çöküyor
is collapsing
are failing
crashing
is
is falling
is crashing
is crumbling
is breaking down
it's coming down
çarpan
hit
crashed
struck
beating
slamming
ran
multiplier
düşen
falling
crashed
down
duty
end
plummeting
çarpışan
bumper
colliding
fought
crashing
stunt
kaza
goose
dig
a-laying
çarpıyordum
hit
crashing
çarparak
slammed
crashing
struck
multiplying
hitting
çakılmaktan
çökertilmesiyle
davetsiz

Examples of using Crashing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Crashing part.
Çarpışan parça.
Waves crashing, maybe a plane overhead.
Çarpan dalgalar, belki bir uçak sesi.
Just about her ship crashing here and her research team getting stranded.
Gemisinin burada kaza yapmasi takiminin ve kendisinin karaya vurmasiyla ilgili seyler.
From unearthing Hoffa… to a meteor crashing… Bruce Nolan is becoming known as.
Düşen bir meteora kadar… Bruce Nolanın yeni adı… Jimmy Hoffanın bulunuşundan.
The electricity goes. But their computer system keeps crashing.
Bilgisayar sistemi çöküyor, elektrik sürekli kesiliyor da.
A train and a bus crashing.
Bir tren ve bir otobüsün çarpışması.
I think technically is called crashing.
Teknik olarak buna çarpma deniyor.
Of a rare mirror matter asteroid crashing into earth?
Nadir bir ayna maddenin asteroit dünyaya çökmesini?
As in crashing planes full of civilians?
Çarpışan sivil dolu uçaklarda olduğu gibi mi?
I'm for crashing.
Ben çakılmaktan yanayım.
But crashing into it probably saved my life.
Ama kaza büyük ihtimalle hayatımı kurtardı.
The bisons' collisions are like a car crashing at 30 mph.
Birbirine vuran bizonlar saatte 50 km ile çarpan arabaya denktir.
I think technically it's called crashing.
Teknik olarak buna çarpma deniyor.
Crashing the party with civilians.
Partiye davetsiz siviller getirmek.
Famous names, gorgeous dames, crashing cars superstars like me.
Ünlü isimler, nefes kesici hanımlar, çarpışan arabalar benim gibi süperstarlar.
The server keeps crashing.
Sunucu hep çöküyor.
NARRATOR: And to keep up with the suspect without crashing.
Bunların üstüne bir de, şüpheliyi kaza yapmadan takip etmesi gerekiyor.
Tom closed his eyes and listened to the sound of the waves crashing on the beach.
Tom gözlerini kapadı ve sahile çarpan dalgaların sesini dinledi.
I checked the news. There's no reports of any planes crashing in the area.
Haberleri kontrol ettim, yakın bölgede düşen bir uçaktan bahseden yok.
I'm afraid of crashing. You're afraid of heights.
Yüksekten korkuyorsun.- Çakılmaktan… korkuyorum.
Results: 225, Time: 0.1156

Top dictionary queries

English - Turkish