CRED in Turkish translation

itibarı
reputation
dignity
credit
credibility
face
prestige
rep
respectability
kredisi
credit
loan
mortgage
ününle
fame
reputation
famous
celebrity
notoriety
XIII
becoming
double-x
prominence
kredim
credit
loan
mortgage
itibarını
reputation
dignity
credit
credibility
face
prestige
rep
respectability
karizmama
charisma
cool
charm

Examples of using Cred in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You are here to give me cred?
Bana mı hava katacaksın?
You're gonna give me a lecture on punk cred?
Sen de serseriliğin şanıyla ilgili nutuk çekecek misin?
Plus he's a badass black man that gives me extra street cred.
Belalı bir zenci olduğu için de caddelerde bana itibar kazandıracakmış.
That gives him the cred.
Bu ona avantaj sağlıyor.
You're gonna impress, you're gonna need some cred.
Onu etkilemen gerek, güvenirlilik sağlaman lazım.
That gives him the cred.
Bu ona avantaj sağIıyor.
I think the"B" rating gives the place cred.
B'' almam mekâna itibar sağlıyor bence.
It makes it more authentic. Cred"? Yeah?
Evet, burayı daha orjinal yapıyor. İtibar'' mı?
Yeah. It makes it more authentic. Cred"?
Evet, burayı daha orjinal yapıyor. İtibar'' mı?
Yeah. Cred"? It makes it more authentic?
Evet, burayı daha orjinal yapıyor. İtibar'' mı?
It makes it more authentic. Yeah. Cred"?
Evet, burayı daha orjinal yapıyor. İtibar'' mı?
I'm gonna date a Pakistani after 9/11, and it's gonna be great for my bohemian street cred.
Eylülden sonra bir Pakistanlıya çıkacağım, ve bohem sokak kredisi için harika olacak.
I got blazing street cred.
Çarpıcı sokak kredim var.
Yeah, I mean, I'm with him, mostly'cause I just don't want to lose my geek cred, but time travel!
Evet, ben de genellikle ona sırf ineklik itibarımı kaybetmemek için katılırım ama zaman yolculuğu diyoruz!
Killing Jake Richmond gets you the club, some cred with your old pal Salucci, and a tale fit for a Hollywood movie.
Jake Richmondı öldürünce kulüp sana kalıyor, Saluccinin gözünde itibarın artıyor ve senaryo Hollywooda uygun hale geliyor.
More concerned with ego, street cred, and greed.
sokaktaki itibarları… ve hırslarıyla daha ilgililer.
To spin some bad boy cred. Yeah, but I thought you were just doing that.
Evet ama onu sadece kötü çocuk ününe… uymak için yaptığını düşünmüştüm.
the millionairess wife under house arrest doesn't exactly scream street cred.
sanat işleri milyoner karısı ev hapsinde falan pek sokak karizması diye bağırmıyor bunlar.
And, um… I should probably go in alone. You know, being seen with hell's bounty hunter… might be a little bad on my street cred.
Ve, oraya yalnız gitsem daha iyi olur, yani anlarsınız, şeytanın kelle avcısıyla görülmek sokaktaki kredim için biraz kötü bir etki yaratabilir.
Street cred?
İtibar mı?!
Results: 176, Time: 0.0856

Top dictionary queries

English - Turkish