DAWN in Turkish translation

[dɔːn]
[dɔːn]
şafak
dawn
daybreak
safak
sabaha
morning
dawn
tomorrow
night
başlangıcından
start
beginning
initial
of origin
preliminary
initiation
inception
first
opening
slate
gün ağarana
şafaktan
dawn
daybreak
safak
şafağa
dawn
daybreak
safak
şafağı
dawn
daybreak
safak
başlangıcı
start
beginning
initial
of origin
preliminary
initiation
inception
first
opening
slate

Examples of using Dawn in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ricky, I already lost Dawn. And I know their game.
Ricky, zaten Dawnı kaybettim. Oyunlarını biliyorum.
We're teaching Dawn synchronised dance steps for the wedding reception. Just the dancin.
Sadece dans ediyoruz. Dawna düğünümüz için, uyumlu dans etmeyi öğretiyoruz.
What I want you to do is wait until dawn To sleep.
Uyumaya. Benim istediğimi yapmak için siz şafağa kadar beklersiniz.
Tomorrow I will be gone before dawn, I promise!
Yarın gün doğmadan gitmiş olacağım. Söz!
If I weren't pregnant, I would dance until dawn.
Eğer hamile olmasaydım, gün ağarana dek dans ederdim.
You ever see dawn from a ship?
Gün doğumunu gemiden izledin mi hiç?
Went down to the shore, walked that beach till dawn.
Kumsala gittim, sabaha kadar sahilde yürüdüm.
Since the dawn of time… the knight has gathered at tournaments.
Şövalyeler turnuvalarda bir araya gelirler. Zamanın başlangıcından beri.
You all right? I'm gonna let dawn know that everything's gonna be okay.
Dawna her şeyin yoluna gireceğini söylemeye gidiyorum.- Hepsini içir.
Oh. I didn't know Dawn was here.- Hi.
Dawnın burada olduğunu bilmiyordum. Merhaba.
Ricky, I already lost Dawn. And I know their game.
Oyunlarını biliyorum. Ricky, zaten Dawnı kaybettim.
We must pray for nine nights until dawn.
Dokuz gece, gün ağarana dek dua etmeliyiz.
Just before dawn.
Gün doğmadan önce.
Huh? ever see dawn from a ship?
Hiç gün doğumunu gemiden izledin mi?
Then maybe we will go dancing, and I mean till dawn.
Belki daha sonra dans etmeye gidebiliriz. Yani sabaha kadar demek istedim.
She who makes it till dawn, will go back home.
Gün doğumuna kadar dayanan, evine gidebilecek.
Jump up and down, teach Dawn the secret handshake?
Sevinçten zıplayacağını, Dawna gizli tokalaşmayı öğreteceğini mi?
I bet you Dawn has a big house on the beach.
Bahse girerim Dawnın plajda evi vardır.
I already lost Dawn.
zaten Dawnı kaybettim.
That will last… until dawn. A punishment. A game.
Bir ceza. sürecek… bir oyun. Şafağa kadar.
Results: 4134, Time: 0.0963

Top dictionary queries

English - Turkish