DEFORMITY in Turkish translation

[di'fɔːmiti]
[di'fɔːmiti]
bozukluğuyla
bad
corrupt
change
faulty
rotten
defective
broken-down
dysfunctional
stale
broken
deformite
deformity
deformasyon
deformation
deformity
sakatlık
lame
bad
invalid
gimpy
wonky
hurt
injury
crippled
handicapped
disabled
çarpıklığı
crooked
of crookedness
twisted
warped
distorted
skewed
askew
wonky
cockeyed

Examples of using Deformity in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Proper deformity shows not in the fiend so horrid as in woman!
Hakiki çirkinlik canavarda bile, bir kadındaki gibi iğrenç gözükmez!
I feel a deformity to the thigh.
Uylukta şekil bozukluğu hissediyorum.
Well I don't know if I would call lupus a deformity.
Lupusa bir şekil bozukluğu dediğime göre bilemiyorum.
Whatever the deformity, there's always some group attracted to it.
Şekil bozukluğu ne olursa olsun, her zaman etkilenen sapık bir grup vardır.
The deformity from Dwayne then it will probably die. You understand that if we separate!
Şunu anlamalısınız: Deforme olan organizmayı Duaneden ayırırsak belki de ölecek!
That thumb deformity is also a symptom of this anemia.
Başparmaktaki bu şekil bozukluğu da bu aneminin bir belirtisidir.
Tuberous breast deformity is a rare condition.
Tüberoz meme deformitesi nadir bir durumdur.
It's not a deformity. It's a scar.
Şekil bozukluğu değil. Sadece bir yara izi.
I do charity work like I fix a cleft lip or a child's deformity.
Yarık dudak ya da bir çocuktaki şekil bozukluğunu hayrına yapıyorum.
No visible deformity to shoulder or elbow.
Omuz ya da dirsekte görünen bir hasar yok.
No fracture or deformity.
Kırık veya deformite yok.
Got a clavicle deformity on the left.
Sol köprücük kemiğinde şekil bozukluğu var.
Obvious ankle deformity but good pulses.
bileğinde hasar olduğu açık ama nabzı iyi.
She had a thyroid glandular deformity when she was young.
Gençken troid bezi deformitesi varmış.
No visible deformity of the shoulder or elbow.
Omuz ya da dirsekte görünen bir hasar yok.
Obvious ankle deformity, but good pulses. No LOC, normal vitals.
Bilinci yerinde, hayati bulguları normal,… bileğinde hasar olduğu açık ama nabzı iyi.
Morgan. Good sats, but left ankle deformity.
Satürasyon iyi ama sol ayak bileğinde hasar var. Morgan.
Are we here to play golf or stare at my friend's deformity?
Biz golf oynamak için mi buradasın Arkadaşımın deformitesi ya bakıyorum?
All appear to be without disease or deformity.
Hepsi hastalık ya da şekil bozukluğu olmadan karşımda.
This place is to be drowned like a new born deformity.
Burası tamamen ölecek yeni doğmuş bir sakat gibi.
Results: 61, Time: 0.06

Top dictionary queries

English - Turkish