DIVES in Turkish translation

['daiviːz]
['daiviːz]
dalış
dive
scuba
snorkeling
immersion
daldı
go
dive
to barge
a dip
to indulge in
to fall
dalınca
branch
twig
dai
dive
stick
limbs
bough
dalan
diving
trundles
's been dive-bombing
batakhaneler
joint
the den
honky-tonk
dalmak
go
dive
to barge
a dip
to indulge in
to fall
dalmıyor
go
dive
to barge
a dip
to indulge in
to fall
pike
dive

Examples of using Dives in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
No one dives alone.
Kimse yalnız dalmıyor.
One guy handles the winch, the other one dives, always.
Bir adam vinci tutar diğeri dalar, hep böyledir.
Then dives thousands of feet… Straight into the dark.- That's amazing.
Müthiş. Karanlığa.- Sonra yüzlerce metre daldı.
I don't joke about dives.
Dalmak hakkında şaka yapmam.
No one dives alone.- No.
Hayır. Kimse yalnız dalmıyor.
Then dives thousands of feet… Straight into the dark.- That's amazing.
Karanlığa.- Müthiş.- Sonra yüzlerce metre daldı.
Ten times deeper than most scuba dives.
Çoğu dalgıcın daldığı derinlikten on kat daha fazla.
We did eight years in bars, dives, dance halls.
Sekiz yılımızı barlarda, batakhanelerde, dans salonlarında geçirdik.
Far as I know, the cops haven't closed your dives… and the D.
Bildiğim kadarıyla polis batakhanelerini kapatmadı… savcı da sana dokunmadı.
Nobody dives alone.
Kimse yalnız dalmaz.
Then dives thousands of feet… Straight into the dark.
Sonra binlerce metre karanlığa dalmış.
No one dives alone.
Hayır, kimse kendi başına dalamaz.
No, no one dives alone.
Hayır, kimse kendi başına dalamaz.
There's a lot of dives in this town.
Bu kasabada bir sürü bar var.
No bullshit dives or trying to turn the plane around.
Saçma sapan dalışlar veya uçağı döndürme falan yok.
The dives we do are potentially life-threatening.
Bizim yaptığımız bu dalışlar potansiyel bir yaşam tehdidi.
Night dives are very special.
Gece dalışları çok özeldir.
And he was the bravest among us. During his dives he never left a companion behind.
Onun dalışları sırasında arkada hiç bir arkadaşı bırakmadı.
That's the rock he did his first dives from.
İlk dalışlarını yaptığı kaya bu.
During his dives he never left a companion behind and he was the bravest among us.
Onun dalışları sırasında arkada hiç bir arkadaşı bırakmadı.
Results: 108, Time: 0.0652

Top dictionary queries

English - Turkish