Examples of using Dalan in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
İlk dalan öncü balina… balıkları bir araya getirmek için bir kabarcık perdesi yaratıyor.
Bu da ofisime dalan… nefesi kokan önemsiz insanlara… ayıracak vaktim yok benim!
Kendisi için denize dalan ve bundan başka işler yapan bazı şeytanları
Kendisi için denize dalan ve bundan başka işler yapan bazı şeytanları da emrine vermiştik.
O oyuncular da tıpkı sizin gibi yanlış bilgi verildikten sonra dalan Amerikalılardı!
Tehlikeli sular bunlar ve son dalan ajan midesinden iki tane yemiş buldu kendini.
Beyler, derin sulara dalan bir adamımız var.
Kendisi için denize dalan ve bundan başka işler yapan bazı şeytanları da emrine vermiştik.
Rabbit, bilmen gereken bir şey var ama bizim hasta kalabalığa dalan kişi.
yaraları göz önüne alındığında bu kişi Pentagona uçağıyla dalan adam olabilir.
bahse girerim bu mücadeleye paldır küldür dalan bir komutana eşit biri değildir
seninle dansa gelmeyen kızdan, 3. sınıfta en önemli anda uykuya dalan kızdan Salak sarhoştan!
Sonra uçurumdan dalanları görmeye gidelim mi?
Bununla bir( düşman) topluluğun orta yerine kadar dalanlara.
iğreti hayatla tatmin bulup onunla rahatlayanlar ve ayetlerimizden uzaklaşıp gaflete dalanlar.
iğreti hayatla tatmin bulup onunla rahatlayanlar ve ayetlerimizden uzaklaşıp gaflete dalanlar.
iğreti hayatla tatmin bulup onunla rahatlayanlar ve ayetlerimizden uzaklaşıp gaflete dalanlar.
iğreti hayatla tatmin bulup onunla rahatlayanlar ve ayetlerimizden uzaklaşıp gaflete dalanlar.
iğreti hayatla tatmin bulup onunla rahatlayanlar ve ayetlerimizden uzaklaşıp gaflete dalanlar.
iğreti hayatla tatmin bulup onunla rahatlayanlar ve ayetlerimizden uzaklaşıp gaflete dalanlar.