DRINKING BEER in Turkish translation

['driŋkiŋ biər]
['driŋkiŋ biər]
bira içmek
beer
drink beer
have a beer
a pint
bira içer
bira içmeyi
beer
drink beer
have a beer
a pint
bira içmeye
beer
drink beer
have a beer
a pint
bira içme
beer
drink beer
have a beer
a pint
bira içerler

Examples of using Drinking beer in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Keep drinking beer, that's what you're really good at.
Sen bira içmeye devam et. Bir onu beceriyorsun.
I stopped drinking beer when I found out what you were putting in mine.
Benimkine ne koyduğunu öğrendikten sonra bira içmeyi bıraktım.
Sitting around drinking beer while a guy in a poncho plays guitar.
Panço giyen bir adam gitar çalarken oturup bira içmek.
Stepfather already started drinking beer.
üvey baban çoktan bira içmeye başladı.
We're supposed to think about drinking beer one day. What?
Ne? Bir gün bira içmeyi hayal etmeliyiz?
Fixing cars, drinking beer.
Araba tamiri, bira içmek.
Tom says that he doesn't feel like drinking beer tonight.
Tom bu gece canının bira içmek istemediğini söylüyor.
eating fries, drinking beer?
kızarmış patates yiyip, bira içmek?
Taking a sauna and drinking beer… It brings back memories.
Eski anıları geri anımsatıyor. Saunaya girmek ve bira içmek.
Taking a sauna and drinking beer.
Saunaya girmek ve bira içmek.
I assume you still enjoy drinking beer.
Sanırım hâlâ bira içmekten hoşlanıyorsun.
Fishing, drinking beer, the usual stuff.
Balık tuttuk ve bira içtik. Her zamanki şeyler.
You mean drinking beer with you at that off-track betting place?
Ganyan bayiinde birlikte bira içtiğimiz geceyi mi diyorsun?
And drinking beer.
Ve bira içmen.
This is more interesting than cows drinking beer.
Bu ineklerin bira içmesinden daha ilginç işte!
Drinking beer at Harvelle's, not stuck… Stuck here with you?
Harvellede biranı içerdin ve burada sıkışıp… Sizinle sıkışıp kalmaz mıydım?
Drinking beer in the morning, spouting off some random tanka at me.
Sabahları bira içmen, bana karışık beyitlerle takılman.
Drinking beer laced with cyanide from little polystyrene cups.
Siyanürlü bira içmişlerdir. Ufak polyester bardaklardan.
She was fast asleep. something wrong with drinking beer?
Hemen uyudu. Bira içmenin kötü bir şey olduğunu mu söylemeye çalışıyorsun?
They kind of frown on doctors drinking beer around here.
Doktorların burada bira içmesine pek izin verilmiyor.
Results: 160, Time: 0.0477

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish