DRINKING COFFEE in Turkish translation

['driŋkiŋ 'kɒfi]
['driŋkiŋ 'kɒfi]
kahve içmek
coffee
have a cup of coffee
kahve mi içeceksin
kahve içer
kahve içmeyi
coffee
have a cup of coffee
kahve içmeye
coffee
have a cup of coffee
kahve içmesiyle
coffee
have a cup of coffee

Examples of using Drinking coffee in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Because I stopped drinking coffee.
Kahve içmeyi bıraktım.
After Verb closed, she said, she gave up drinking coffee for a while.
Verb kapandıktan sonra bir süre boyunca kahve içmeye ara verdiğini söyledi.
Tom didn't really feel like drinking coffee.
Tomun canı gerçekten kahve içmek istemiyordu.
Don't tell me you have given up drinking coffee.
Sakın bana kahve içmeyi bıraktığını söyleme.
I don't want to… sit here drinking coffee when we grow old.
Yaşlandığımız zaman… bir bahçede oturup, seninle kahve içmek zorunda kalmak istemiyorum.
If I stop drinking coffee?
Kahve içmeyi bıraksam bile mi?
Thanks, but actually I'm kind of not drinking coffee right now.
Teşekkürler ama aslında, pek kahve içmek istemiyorum şimdi.
Because I stopped drinking coffee.
Kahve içmeyi bırakmamdan dolayı.
That's why I'm up here with you… instead of drinking coffee down there with him.
O yüzden, aşağıda onunla kahve içmek yerine seninle buradayım.
I prefer drinking coffee to drinking tea.
Ben kahve içmeyi çay içmeye tercih ederim.
We were sitting on a little hill, drinking coffee, waiting for the giraffe.
Bir tepede kahve içtik ve zürafayı bekledik.
Don't tell me your drinking coffee.
Bana içtiğin kahveyi anlatma.
I used to think that drinking coffee with a hamburger was bizarre.
Eskiden hamburgerle birlikte kahve içmenin garip olduğunu düşünürdüm.
You're not drinking coffee, right?
Kahve içmiyorsun, değil mi?
I don't think this is the best time for me to be drinking coffee.
Bunun kahve içmem için uygun bir zaman olduğunu düşünmüyorum.
They're fine for eatin' donuts and drinking coffee.
Kurabiye yiyip kahve içmekle meşguller.
If people start Drinking coffee… who's going to finish this bottle?
Eğer kahve içersek… bu şişeyi kim bitirecek?
My parents don't usually like me drinking coffee.
Annemle babam kahve içmemi pek istemiyorlar.
I have experience drinking coffee.
Kahve içme deneyimim var.
I see the chief drinking coffee.
Şefin kahve içtiğini görüyorum.
Results: 140, Time: 0.0411

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish