DRINKING WINE in Turkish translation

['driŋkiŋ wain]
['driŋkiŋ wain]
şarap içmek
of wine
drinking wine
şaraplarımızı yudumlarken
şarap içtik
of wine
drinking wine
şarap içmeyi
of wine
drinking wine
şarap içmeye
of wine
drinking wine

Examples of using Drinking wine in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Alice, what have I told you about drinking wine?
Alice, şarap içme hakkında ne konuştuk seninle?
Drinking wine with her friends suggests to me she didn't know she was pregnant.
Arkadaşlarıyla şarap içmesi bana hamile olduğunu bilmediği izlenimini bırakıyor.
On a night like this drinking wine from the year I was born.
Bir gece birlikte doğduğum senenin şarabını içmek.
Sitting outside in the evening, drinking wine.
Gece dışarıda oturmayı, şarabımı yudumlamayı.
Outside of these therapeutic uses, Greek society did not approve of women drinking wine.
Tedavi amaçlı tüketim dışında Antik Yunanistanda kadınların şarap içmesi hoş karşılanmazdı.
smoking, drinking wine!
yeme, şarap içme zamanı!
That is why I have decided to stop drinking wine for one month.
İşte bu nedenle 1 ay şarap içmemeye karar verdim.
So you weren't just there watching television, drinking wine?
Yani orada televizyon izleyip, şarap içmiyordunuz?
You had friends here, you sat here drinking wine.
Arkadaşlarınız buradaymış, oturup şarap içmişsiniz.
Drinking wine before dinner.
Akşam yemeğinden önce şarap içmeler.
By the way, for drinking wine in front of me.
Bu arada önümde şarap içtiğin için.
Like after the armistice, the Europeans back in the cafés, drinking wine.
Ateşkes yapıldıktan sonra Avrupalıların mekanlarına dönüp, şarap içtikleri gibi.
Tom is sitting at the table, drinking wine.
Tom şarap içerken masada oturuyor.
What would you mean by coming here and drinking wine?
Buraya gelip şarap içerek ne yapmaya çalışırsın?
What are you doing, drinking wine?
Ne yapıyorsun, şarap mı içiyorsun?
Look at this guy drinking wine.
Şarap içen şu adama bak.
Drinking wine in Central Park, and we haven't slept yet.
Central Parkta şarap içiyoruz ve henüz yatmadık.
Drinking wine, having a great old time.
Şarap içip, güzel zaman geçiriyordur.
Watching television, drinking wine?
Televizyon izleyip, şarap içmek mi?
What are you doing, drinking wine?
Şarap mı içiyorsun? Ne yapıyorsun?
Results: 115, Time: 0.0441

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish