ECHOES in Turkish translation

['ekəʊz]
['ekəʊz]
yankıları
echo
reverberation
repercussions
reverb
reverberant
yankılanacaktır
ekoları
echo
eco
yankısını
echo
reverberation
repercussions
reverb
reverberant
yankılarını
echo
reverberation
repercussions
reverb
reverberant
yankı
echo
reverberation
repercussions
reverb
reverberant
yankılar
yansımalarının

Examples of using Echoes in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Brothers, echoes in eternity. what we do in life.
Sonsuzlukta yankısını bulur. Kardeşlerim… hayatta yaptıklarımız.
Gloves off, you would better listen to the echoes, Hiawatha.
Eldivenler çıktı, yankılarını dinlesen iyi olur, Hiawatha.
Echoes in eternity. Brothers, what we do in life.
Sonsuzlukta yankılanır. hayatta yaptığımız şeyler… Kardeşlerim.
We played shadows, echoes, even beggars.
Gölge, yankı, hatta dilenci oyunu.
Brothers what we do in life echoes in eternity.
Sonsuzlukta yankılanacaktır. bu hayatta yaptıklarımız… Kardeşlerim.
That explains why all the death echoes are here.
Bu ölüm yansımalarının neden burada olduğunu açıklıyor.
We're getting transient echoes.
Geçici yankılar var.
What we do in life… Brothers, echoes in eternity.
Sonsuzlukta yankısını bulur. hayatta yaptıklarımız… Kardeşlerim.
Brothers, echoes in eternity. what we do in life.
Sonsuzlukta yankılanır. hayatta yaptığımız şeyler… Kardeşlerim.
More echoes.
Daha fazla yankı.
We were able to use that redundancy to find echoes of the original stream.
Bunu kullanarak, asıl bilgi akışının gerçekleştiği kaynağı yankılarını.
Brothers, echoes in eternity. what we do in life.
Sonsuzlukta yankılanacaktır. bu hayatta yaptıklarımız… Kardeşlerim.
Echoes in eternity. Brothers, what we do in life.
Sonsuzlukta yankısını bulur. hayatta yaptıklarımız… Kardeşlerim.
Some high frequency echoes.
Yüksek frekanslı yankılar var sadece.
What we do in life… Brothers, echoes in eternity.
Sonsuzlukta yankılanır. hayatta yaptığımız şeyler… Kardeşlerim.
That explains why all the death echoes are here. What?
Ne? Bu ölüm yansımalarının neden burada olduğunu açıklıyor?
There's a lot of concrete, echoes.
Karman çorman, yankı da vardı.
He sat at his window, and in his poor listening heart, strange echoes.
Zavallı özlemli kalbinde… Penceresinin başında oturur… memleketinin yankılarını dinlerdi.
Brothers, echoes in eternity. what we do in life.
Bu hayatta yaptıklarımız… Kardeşlerim… sonsuzlukta yankılanacaktır.
Brothers, echoes in eternity. what we do in life.
Kardeşlerim… sonsuzlukta yankısını bulur. hayatta yaptıklarımız.
Results: 247, Time: 0.0688

Top dictionary queries

English - Turkish