EDITORIAL in Turkish translation

[ˌedi'tɔːriəl]
[ˌedi'tɔːriəl]
editör
editor
edited
publisher
editoryal
editorial
başyazı
editorial
makale
article
paper
essay
story
editorial
yayın
bow
spring
spread
sagittarius
arc
crossbows
yazı işleri
yayıncıya ait
yazıyı
summer
writing
article
tails
text
the writing
inscription
essay
handwriting
font
bir editoryal
an editorial
başyazar
editor
head writer

Examples of using Editorial in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Editorial's interested. Page one.
Birinci sayfa. Başyazar ilgilendi.
You started that editorial on dentists? Yes,?
O dişçi yazısına başladın mı?
Where's the editorial point of view?
Editörün bakış açısı nerede?
Editorial research.
Editörlük araştırmaları bölümü.
To say that Kern wrote the editorial?
Makaleyi Kernün yazdığını söylemek mi?
Hurry up and come to the editorial office.
Acele editörün odasına gel.
Editorial pre-call, budget meeting, and your jeweler said he can get you in tomorrow.
Baskı öncesi bütçe ve editörle görüşme mücevhercin yarına sıkıştırabilecekmiş.
It's this week's editorial I have got to email that in.
Bu haftanın başyazısı bu! E-posta olarak göndermem lazım.
My editorial and the comic that you did with Ray.
Harika bir yükseliş olacak… Benim başyazım ve Ray ile birlikte yaptığınız karikatür.
In today's editorial you advise Birgitte Nyborg to resign.
Bugünkü başyazınızda Nyborg istifa etsin diyorsunuz.
An editorial tête-à-tête.
Editörle baş başa sohbet.
He was a member of the editorial board of the National newspaper.
Ulusal Gazetenin editörlük kurulu üyesiydi.
I have 10 crowns waiting for me at my editorial office.
Editörün ofisinden 10 kron alacağım var.
I didn't author that editorial.
O makaleyi ben yazmadım.
This is an editorial meeting.
Bu editörlük toplantısı.
He won the prize for an editorial, and it was a brilliant job.
Ödülü başyazısı için aldı, Gerçekten harika bir yazıydı.
You see, editorial work is so unglamorous, sometimes.
Görüyorsunuz ya, editörlük işleri hiç de cazip olmuyor. Bazen.
You got that editorial on dentists started yet?
O dişçi yazısına başladın mı?
And it was a brilliant job. He won the prize for an editorial.
Ödülü başyazısı için aldı, Gerçekten harika bir yazıydı.
He won the award for an editorial and he was brilliant.
Ödülü başyazısı için aldı, Gerçekten harika bir yazıydı.
Results: 310, Time: 0.0805

Top dictionary queries

English - Turkish