EXEMPLARY in Turkish translation

[ig'zempləri]
[ig'zempləri]
örnek
example
sample
model
specimen
exemplary
pattern
for instance
swab
exhibit
precedent
ibretlik
sign
lesson
heed
admonition
example
a reminder
made
people
indeed
örnek teşkil eden

Examples of using Exemplary in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The exemplary lives of the men who made France great.
Fransayı Fransa yapan insanların ibret verici hayatlarını.
Exemplary. Then came this person.
Sonra o geldi Örnek teşkil ederdi.
Excellent. Nothing. heart attack.“Exemplary career.
Mükemmel meslek hayatı kalp krizi geçirdi. Mükemmel.
So they're exemplary pieces.
O parçalar örnek niteliğinde.
An exemplary civil servant, an old friend of the President's, he did remarkable work at the High School of Ushuaia.
Örnek bir devlet memuru Başkanın eski bir arkadaşı Ushuaia Okulunda inanılmaz işler başardı.
Which is to say… the economic motive is but one strand in the social tapestry… my exemplary account would weave.
Demek istediğim… ekonomik güdülerin benim ibretlik anlatımımın ördüğü… sosyal dokunun sadece bir parçası olduğu.
The storks, like many birds, are exemplary parents, tending to the appetite
Leylekler pek çok kuş gibi örnek ebeveyinlerdir, yavrularının rahatına
As Giorgio Agamben claims, the typical, exemplary case of a 20th century collective, has precisely these both aspects.
Giorgio Agambenin iddia ettiği gibi, 20. yy kolektifinin bu tipik ibretlik vakası tam olarak laksatif çikolata yapısının bu iki yönüne birden sahiptir.
It's great and exemplary how important topics like the environment and social issues are to Germans.
Çevre ve… sosyal sorunların Almanlar için ne kadar önemli olduğu harika ve ibretlik bir konu.
to be a pious, simple and exemplary man.
dindar, ve örnek bir insan olduğunu yazıyorum.
want to drive you out of your land with their magic, and to abolish your exemplary way of life.
Büyüleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve sizin örnek yolunuzu,( üstün dininizi) gidermek istiyorlar.
privileges of that rank. your exemplary character, I take pleasure in conferring upon you the rank of cadet major.
ayrıcalıklarıyla size sunmak onuruna Öğrenci Binbaşısı rütbesini tüm sorumluluk Ve öğrenciliğinizin, liderliğinizin, örnek.
So We made it an exemplary punishment for the present
Bu cezayı çağdaşlarına ve sonraki kuşaklara bir ibret ve erdemli insanlar için
I could make a case for coerced confession, add mitigation for exemplary military service.
Zora koşulmuş itiraf için bir anlaşma yapabilir örnek olacak askeri hizmeti için de hafifletme ekleyebilirim.
They also give out something called a unit citation to squads that have done exemplary work, and this year they're giving one out to Major Case.
Örnek niteliğinde iş yapan birimlere de'' Birlik Nişanı'' denen bir şey verirler. Bu yıl onu ağır suçlara verecekler.
Anyway, I just wanted to drop by and commend you for your exemplary work.
Her neyse, buraya sadece seni örnek alınacak işinden dolayı takdir etmek için uğradım.
As Mr. Hemmond attests, you are owed a debt of gratitude for your exemplary service.
Mr. Hemmondın beyanına göre, mükemmel hizmetiniz için size şükran borcumuz var.
Erdogan described bilateral co-operation on international issues as"exemplary", while Wen reiterated that China recognises Ankara's growing regional and global power.
Erdoğan uluslararası konularda ikili işbirliğini'' örnek niteliğinde'' olarak nitelendirirken, Wen de Çinin Ankaranın büyüyen bölgesel ve küresel gücünü tanıdığını yineledi.
And We made it a punishment exemplary for all the former times
Hem çağdaşlarına, hem sonra gelecek olanlara ibret verici bir ceza, takva sahipleri için
In the therapeutic process We find your behavior demonstrates excellent control of past deviant fantasies. and exemplary participation.
Tedavi sürecindeki davranışlarınız ve terapiye örnek teşkil katılımınız… geçmişteki sapkın fantezilerinizi kontrol altına aldığınızı gösteriyor.
Results: 143, Time: 0.0472

Top dictionary queries

English - Turkish