Examples of using Ibret in Turkish and their translations into English
{-}
-
Ecclesiastic
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Oğlunun yavaş yavaş ölümü diğer insanlara ibret olacak.
Musanın kıssasında da ibret vardır.
Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vardır.
Diğerlerine böyle ibret olamam.
Uydurulmuş bir suçlama ile, benim kızımı, ibret olsun diye cezalandıramayacaklar.
Bunda, inanan topluluk için rahmet ve ibret vardır.
Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vardır.
Allaha yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ibret vermek için bütün bunları yaptık.
Bunda, inanan topluluk için rahmet ve ibret vardır.
Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vardır.
Dışişleri bakanlığı, bunun diğerlerine ibret olması gerektiğini söyleyerek eyleme övgüde bulundu.
Yargıç sadece ibret olsun diye ceza verecek birini arıyor.
Düşünüp ibret almaları için Biz, sözümüzü birbiri ardından getirdik.
Ve anar, ibret alırsınız diye her şeyi çift yarattık.
Düşünün de ibret alın ey akıl sahipleri! 16,26.
Spartacus ibret alınası bir adam.
Ayrıca Perusia başkalaroına ibret olması için yağmalandı ve ateşe verildi.
Kim Seon Wooya ibret olsun diye mi vurdu?
Başkalarına ibret olsun diye seni cezalandırıyorlar.
Ey akıl sahipleri ibret alın.