IBRET in English translation

sign
işaret
iz
bir mucize
ayet
bir ibret
bir delil
imza
levha
imzala
tabelayı
lesson
ders
bir ibret
derse
heed
kulak
dikkat
ibret
öğüt
aldırış
admonition
ibret
zikir
öğüt
öğütle
kuranı
i̇htarı
bir hatırlatma
example
örnek
örneğin
misal
ibret
mesela
a reminder
bir ibret
hatırlatma
bir öğüt
bir öğütten
bir mesaj
bir ihtar
bir zikir
bir anımsatıcı
made
yapar
yapan
daha
yapıyor
yapalım
yapar mı
kıl
yap
yapın
açın
signs
işaret
iz
bir mucize
ayet
bir ibret
bir delil
imza
levha
imzala
tabelayı
people
kişi
millet
halk
insanlar
insanın
adamları
indeed
gerçekten
şüphesiz
doğrusu
şüphe yok
çünkü
elbette
kesinlikle
aslında
muhakkak
hakikaten

Examples of using Ibret in Turkish and their translations into English

{-}
  • Ecclesiastic category close
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Oğlunun yavaş yavaş ölümü diğer insanlara ibret olacak.
The slow death of your son will be an example to all men.
Musanın kıssasında da ibret vardır.
In Moses, too, there were signs.
Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vardır.
In this surely there is a blessing and an admonition for a people who believe.
Diğerlerine böyle ibret olamam.
I cannot be that example to others.
Uydurulmuş bir suçlama ile, benim kızımı, ibret olsun diye cezalandıramayacaklar.
They're not gonna make an example of my little girl with some trumped-up charge.
Bunda, inanan topluluk için rahmet ve ibret vardır.
In this there is a mercy and a reminder to a nation who believe.
Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vardır.
Surely, in this there is a mercy and a reminder to a nation who believe.
Allaha yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ibret vermek için bütün bunları yaptık.
Giving insight and a reminder for every servant who turns to Allah.
Bunda, inanan topluluk için rahmet ve ibret vardır.
Most surely there is mercy in this and a reminder for a people who believe.
Elbette iman eden bir kavim için onda rahmet ve ibret vardır.
Most surely there is mercy in this and a reminder for a people who believe.
Dışişleri bakanlığı, bunun diğerlerine ibret olması gerektiğini söyleyerek eyleme övgüde bulundu.
The foreign ministry lauded the action, saying it should be a warning to others.
Yargıç sadece ibret olsun diye ceza verecek birini arıyor.
All that judge is looking for is someone to make an example of.
Düşünüp ibret almaları için Biz, sözümüzü birbiri ardından getirdik.
We have been sending word to them that they may take a warning.
Ve anar, ibret alırsınız diye her şeyi çift yarattık.
And of everything created We two kinds; haply you will remember.
Düşünün de ibret alın ey akıl sahipleri! 16,26.
Therefore, take heed you that have eyes.
Spartacus ibret alınası bir adam.
Spartacus is a man to be held as an example.
Ayrıca Perusia başkalaroına ibret olması için yağmalandı ve ateşe verildi.
Perusia also was pillaged and burned as a warning for others.
Kim Seon Wooya ibret olsun diye mi vurdu?
Kim Sun Woo was hit as an example.
Başkalarına ibret olsun diye seni cezalandırıyorlar.
They're making an example of you, to deter others.
Ey akıl sahipleri ibret alın.
Take a lesson, O you who have insight.
Results: 319, Time: 0.0577

Ibret in different Languages

Top dictionary queries

Turkish - English