EXTRAORDINARY THINGS in Turkish translation

[ik'strɔːdnri θiŋz]
[ik'strɔːdnri θiŋz]
olağanüstü şeyler
extraordinary thing
remarkable thing
marvelous thing
olağandışı şeyler
olağan dışı şeyler
olağanüstü işler
outstanding work
exceptional work
the extraordinary work
terrific job
sıradışı şeyler
inanılmaz şeyler
amazing thing
incredible thing
unbelievable thing
olağanüstü şeyleri
extraordinary thing
remarkable thing
marvelous thing
olağanüstü şeylerin
extraordinary thing
remarkable thing
marvelous thing

Examples of using Extraordinary things in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Also extraordinary things.
Ayni zamanda olaganüstü seyler de.
W-we have done extraordinary things to triplets, all of which have been massively entertaining.
Harika şeyler yaptık ve hepsi oldukça eğlenceliydi.
When we feel fear and we fear loss we are capable of quite extraordinary things.
Korkuyu hissedip kaybetmekten korktuğumuzda olağanüstü şeyler yapma yeteneğine sahibiz.
You will do extraordinary things.
Fevkalade şeyler yapabileceksin.
People do the most extraordinary things.
İnsanlar ne garip işler yapıyor!
Together, we will do extraordinary things.
Birlikte inanilmaz seyler yapacagiz.
When he was your employee, did you notice any extraordinary things by him?
Çalışanın olduğu zaman, onda olağanüstü bir şey farkettin mi?
I have seen extraordinary things with her.
İnanılmaz şeyler yaptığını gördüm.
I started to see pretty extraordinary things.
Oldukça sıra dışı şeyler görmeye başladım.
mothers will go to to protect their children, it drives ordinary women to do extraordinary things.
yapabileceği şeylerden söz ediyorum. Sıradan kadınlar olağanüstü şeyler yapabiliyor.
there are things happening, extraordinary things that were never see.
bu birkaç milisaniyede gerçekleşen şeyler var, hiç görmediğimiz olağanüstü şeyler.
It's hard for many to believe there are extraordinary things inside themselves as well as others.
Içlerinde diğerleri gibi olağan dışı şeyler olduğuna inanmak zor. Bir çoğu için artık.
It's lived on Earth for millions of years and it can tell us extraordinary things about our past.
Milyonlarca yıldır yeryüzünde yaşayan bu canlı bize geçmişle ilgili olağanüstü şeyler anlatabilir.
I have these moments sometimes in the middle of a surgery when suddenly I'm aware of my… my hands, you know, doing these extraordinary things.
Bazı anlarda, tam ameliyatın ortasındayken birden ellerimin olağanüstü işler yapabildiğinin farkına varıyorum.
you knew where to look, extraordinary things were happening in the Caribbean.
elinde paran varsa, nereye bakacağını biliyorsan Karaiplerde sıradışı şeyler oluyordu.
It's hard for many to believe… there are extraordinary things inside themselves as well as others.
Bir çoğu için artık… içlerinde diğerleri gibi olağan dışı şeyler olduğuna inanmak zor.
If you keep your eyes and your mind open, you will find extraordinary things happen everywhere.
Gözlerini ve aklını açık tutarsan bu olağan dışı şeylerin her yerde olduğunu göreceksin.
During the rest of his five-year voyage on the Beagle, he saw many extraordinary things that fuelled his curiosity about the nature of life on earth.
Beagle ile yaptığı beş yıllık bir yolculuğun geri kalanı boyunca, yeryüzündeki yaşamın doğası hakkında merakı celbeden birçok olağanüstü şey gördü.
That means that very extraordinary things will cross your path,
Bu, çok ilginç şeylerin seninle buluşacağı ve tetikte olman gerektiği
Also extraordinary things.
Ayni zamanda olağanüstü şeyler de.
Results: 392, Time: 0.0586

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish