FLICKERING in Turkish translation

['flikəriŋ]
['flikəriŋ]
titreyen
trembling
to be shaking
yanıp sönen
titrek
shaky
wobbly
flicker
trembling
shakes
quivering
shivery
thready
doddering
dithered
titremeye
trembling
to be shaking
titremesi
trembling
to be shaking
titriyor
trembling
to be shaking

Examples of using Flickering in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
What's that flickering at the end?
En sondaki bu titremeler ne?
But unfortunately, flickering light can only pacify our demons for so long.
Ama maalesef; titreyen ışık, günahkâr tutkularımızı sadece bir müddet teskin edebilir.
He's not afraid of flickering lights or music.
Yanıp sönen ışıklardan ya da müzikten korkmuyor.
And I own their world of flickering shadows. The media became their only reality.
Ve titreyen gölgelerin dünyasına sahibim. Medya onların tek gerçekliği oldu.
I saw a light flickering.
Yanıp sönen bir ışık gördüm.
you were bringing the flickering light.
sen ise titreyen ışığı getiriyordun.
I can see a flickering light in the music.
Müzikteki pırıltılı ışığı görebilirim.
The usual stuff… Shadowy apparitions, flickering lights, swinging chandeliers, cold spots.
Gölgeler, yanıp sönen ışıklar, sallanan avizeler, soğuk noktalar.
The media became their only reality… and I own their world of flickering shadows.
Medya onların tek gerçekliği oldu… ve titreyen gölgelerin dünyasına sahibim.
This indicator light keeps flickering.
Bu gösterge ışığı yanıp sönmeye devam ediyor.
Electricity acting up or lights… flickering, TV on the Fritz? No, no fritzing.
Elektrik ve ışıkların açılması, titreşimler, televizyonun açılması.
Each flickering flame carries a wish to the sea goddess, a tradition passed
Titreşen her alev deniz tanrıçalarına sunulan bir dilek taşıyor.
All suggest that someone was employing the, uh, vibrations, the flickering lights, That, along with the rest of Mrs. Renziger's account, digging equipment near the foundation of her home.
Bayan Renzigerin hesabında kalanların yanında… sarsılmalar, titreşen ışıklar… hepsi birisinin Bayan Renzigerin evinin… temeli yanında kazı yaptığını gösteriyor.
If you push yourself and you ignore the flickering lights and the distractions of this world, you can accomplish anything.
Kendini zorlar, yanıp sönen ışıkları ve bu dünyanın dikkat dağıtan şeylerini görmezden gelirsen…-… her şeyin üstesinden gelirsin.
Along with the rest of Mrs. Renziger's account, the, uh, vibrations, the flickering lights, all suggest that someone was employing digging equipment near the foundation of her home.
Bayan Renzigerin hesabında kalanların yanında sarsılmalar, titreşen ışıklar hepsi birisinin Bayan Renzigerin evinin temeli yanında kazı yaptığını gösteriyor.
your days will never get far your life lies behind in the flickering lights and no-one will know who you are.
isteyen biri var ve günler asla uzamayacak hayatın titrek ışıklar altında uzanıyor ve kimse kim olduğunu bilmeyecek.
I saw this city in the deep deep distance that was dark green and all these lights flickering and clouds flowing over it.
Bu şehri çok uzak mesafede gördüm, koyu yeşil renkteydi. Üstünde titreşen ışıklar ve bulutlar vardı.
Like… lights flickering, or a strong wind…
Işıkların titremesi ya da güçlü bir rüzgâr
Like lights flickering, or a holy vision,
Işıkların titremesi ya da güçlü bir rüzgâr…
Well, like lights flickering, or a holy vision, anything like that? or a strong wind.
Veya kutsal bir görüntü, bunun gibi birşey. Yani, şey… ışıkların yanıp sönmesi, veya güçlü bir rüzgar gibi.
Results: 66, Time: 0.0707

Top dictionary queries

English - Turkish