FREEDOM in Turkish translation

['friːdəm]
['friːdəm]
özgürlük
freedom
liberty
free
liberation
independence
liber8
emancipation
özgür
free
freedom
independent
ozgur
liberated
hürriyet
hurriyet
liberty
freedom
özgürlüğü
freedom
liberty
free
liberation
independence
liber8
emancipation
özgürlüğünü
freedom
liberty
free
liberation
independence
liber8
emancipation
özgürlüğün
freedom
liberty
free
liberation
independence
liber8
emancipation
özgürce
free
freedom
independent
ozgur
liberated
özgürsün
free
freedom
independent
ozgur
liberated
hürriyeti
hurriyet
liberty
freedom

Examples of using Freedom in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Long live freedom!
Yaşasın hürriyet!
Freedom to sell.
Satmaya özgürsün.
Humans have no freedom.
İnsan kısmının hiç hürriyeti yok.
And may they live in peace, and freedom.
Huzur içinde ve özgürce yaşasınlar.
Hurrah!- Long live freedom!
Yaşasın hürriyet! -Yaşasın!
You have the freedom of the castle.
Şatonun sınırları içinde özgürsün.
I had this taxi driver telling me,"Listen, I am breathing freedom.
Bana bir taksi şöförü şöyle dedi:'' Bak, ben hürriyeti soluyorum.
Allah blessed you with freedom, without spilling any blood.
Tanrı sana kan dökmeden hürriyet bahşetmiş.
Complete creative freedom.
Yaratıcılıkta tamamen özgürsün.
Lord, freedom would be my first choice. In time.
Vakti gelince Lordum. Hürriyet ilk tercihim olurdu.
You have more freedom than any consort in history.
Tarihteki tüm hükümdar eşlerinden daha özgürsün.
In time. Lord, freedom would be my first choice.
Vakti gelince Lordum. Hürriyet ilk tercihim olurdu.
Allah blessed you with freedom, without spilling any blood. You are lucky.
Tanrı sana kan dökmeden hürriyet bahşetmiş. Şanslıymışsın.
Nathaniel, let's show your friends The presidential medals of freedom.
Nathaniel, haydi arkadaşlarına hürriyet madalyalarını gösterelim.
They needed those hostages to be kept alive to trade them in for our freedom.
Bizim özgürlüğümüze karşılık o rehinelerin hayatta olmasına ihtiyacımız vardı.
You know nothing is more precious to me than freedom.
Hiçbir şey özgürlüğümden değerli değildir.
I mean, as far as being deprived of your personal freedom and civil liberties goes.
Yani kişisel özgürlüklerinden mahrum kaldığın sürece insan hakların da elinde olmuyor.
Your anger and rages your freedom… is in your hands now!
Öfke ve hiddetinizle özgürlüğünüze kavuşmanız artık ellerinizde!
You're holding these kids' freedom over my head, is that it?
Beni bu çocukların özgürlüğüyle tehdit ediyorsun, öyle mi?
I have seen people throw themselves down and worship their own freedom.
İnsanların kendi özgürlüklerine tapınmak için çırpındıklarını gördüm.
Results: 11608, Time: 0.0543

Top dictionary queries

English - Turkish