FRONTIERS in Turkish translation

['frʌntiəz]
['frʌntiəz]
sınırlarını
border
boundary
limit
frontier
line
perimeter
borderline
demarcation
fringe
no bounds
frontiers
sınırları
border
boundary
limit
frontier
line
perimeter
borderline
demarcation
fringe
no bounds
sınırlar
border
boundary
limit
frontier
line
perimeter
borderline
demarcation
fringe
no bounds
sınırlarına
border
boundary
limit
frontier
line
perimeter
borderline
demarcation
fringe
no bounds

Examples of using Frontiers in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
They guard it seriously, patrolling its frontiers every day.
Burayı sınırlarında devriye gezerek her gün ciddiyetle korurlar.
I published it under the title of The Palace of Nine Frontiers.
Kitabı'' Dokuz Sınırdaki Saray adı altında bastırdım.
What frontiers?
And new possibilities for life. We're approaching new worlds, new frontiers.
Yeni dünyalara, yeni sınırlara, Ve hayat için yeni olanaklar.
Frontiers of Physics.
Fiziksel sınırların kalkışı.
We're approaching new worlds, new frontiers, and new possibilities for life.
Yeni dünyalara, yeni sınırlara, Ve hayat için yeni olanaklar.
And you have my word. We only desire to defend our historical frontiers. That's paramount.
Ve şunu söylemeliyim ki tarihi sınırlarımızı korumak bizce çok önemli.
Looking for clues has taken scientists to the frontiers of what is possible to know.
İpucu arayışları bilimcileri bilebilmenin mümkün olduğu sınırlara götürdü.
Frontiers of the Indian subcontinent, linking Pakistan with remote Afghanistan.
Hindistan ile Pakistan arasında Afganistanla bağlantılı sınırda.
I know our friend will say, Guard our frontiers.
Biliyorum, dostumuz sınırlarımızı koruyalım diyecek.
I know our friend will say,"Guard our frontiers.
Arkadaşımızın ne diyeceğini biliyorum,'' Sınırlarımızı koruyalım.
I founded the SSI to expand the frontiers of knowledge.
Ben Ulusal Bilim Enstitüsünü bilginin sınırlarının genişlemesini sağlamak adına kurdum.
Rome wants and needs human frontiers.
Roma, medeni sınırlar istiyor, Romanın medeni sınırlara ihtiyacı var.
The Imperial Court seeks to protect itself by establishing garrisons at the frontiers of its empire.
İmparatorluk Sarayı sınır bölgelerine asker yerleştirerek… imparatorluğu korumayı amaçlıyordu.
Hence it was utilized by Latin writers to denote marked or fortified frontiers.
Limes sözcüğü, Latin yazarlar tarafından işaretlenmiş veya güçlendirilmiş bir sınırı tanımlamak için kullanıldı.
It's all up for grabs now, alliances shifting, frontiers opening up.
Şimdi hepsi koparmaya çalışıyor-- İttifaklar değişiyor, cepheler açılıyor.
It has washed away the chemical trails that mark the frontiers of their territory, so there's now no clear boundary between them
Hükümranlık alanlarının sınırlarını belirleyen kimyasal izleri yok etti dolayısıyla, bitişikteki karınca kolonisiyle
In a common struggle that has brought about our emancipation and pushed back the frontiers of racism. The millions of our people say thank you,
Bize özgürlüğümüzü getiren ve ırkçılığın sınırlarını geri püskürten müşterek bir mücadelede yanımızda olduğunuz için milyonlarca insanımız,
He directed the Museum's Imaging Frontiers masterplan re-development, which generated record visitor numbers and international critical acclaim.
Kayıtlı ziyaretçi sayılarını artıran ve uluslararası eleştirel beğeni toplayan Imaging Frontiers eylem planını yeniden geliştirdi.
It's like every day you find a new way to push back the frontiers of incompetence!
Bu yetersizliğinin sınırlarını zorlamak için… sanki hergün farklı bir yol bulmaya çalışıyorsun!
Results: 106, Time: 0.0646

Top dictionary queries

English - Turkish