FUSSING in Turkish translation

['fʌsiŋ]
['fʌsiŋ]
yaygarayı
fuss
clamoring
big
make
making a big fuss
telaşlandırmayı
telaşlanmayı
titizlenmeyi
velveleyi
fuss
noise , noise , noise
ballyhoo
kerfuffle

Examples of using Fussing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Godfrey's not the fussing kind.
Godfrey telaşlı biri değil.
Always fussing. Always washing your face.
Daima yaygaracıdırlar. Yüzünü yalayıp dururlar.
Always fussing.
Daima yaygaracıdırlar.
I'm tired of all your fussing.
Senin bütün yaygarandan bıktım.
No fussing.- No, no.
Hayır Hayır Hayır Hayır telaşlanmayın.
Always fussing.
Her zaman yaygaracıdır.
Joyce, could you please tell Woody to stop fussing.
Joyce, lütfen Woodye yaygara yapmayı kesmesini söyler misin?
Alexandra, stop fussing with that and watch me!
Alexandra, onunla uğraşmayı bırak ve beni izle!
Would you stop fussing that budget for a minute and answer a question?
Bir dakikalığına o bütçeyle uğraşmayı bırakıp da bir soruyu yanıtlar mısın?
Do stop fussing, Jessie, please!
Lütfen söylenmeyi bırak Jessie!
Will you please stop fussing, Abraham?
Mızmızlanmayı keser misin lütfen Abraham?
Would you just stop fussing and enjoy yourself already?
Sadece huzursuzluk durdurmak ve zaten eğlenebilir misiniz?
Stop fussing, Fiona.
Telaş etmeyi bırak, Fiona.
At your age, fussing is bad for the heart!
Bu yaşta, bu sinir kalbe kötü gelir!
Arnold, stop fussing.
Arnold, yaygara kopartmayı bırak.
No fussing.- No, no.
Hayır. Telaşa gerek yok.
No fussing.- No.
Telaşa gerek yok. -Hayır.
No, no. No fussing.
Hayır. Telaşa gerek yok.
No fussing.- No.
Hayır. Telaşa gerek yok.
Stop fussing!
Results: 76, Time: 0.0716

Top dictionary queries

English - Turkish