GILDED in Turkish translation

['gildid]
['gildid]
yaldızlı
glitter
altın
gold
golden
varaklı
leaf
foil

Examples of using Gilded in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The Gilded Truffle is an intimate, elegant place.
Gilded Truffle şık ve sakin bir yer.
And we're gonna furnish with items from the Gilded Owl.
Altın Yaldızlı Baykuştaki eşyalarla dekore edeceğiz.
It will cost you. Gilded?
Altın varaklı mı? Bu sana pahalıya patlar?
Gilded? It will cost you.
Altın varaklı mı? Bu sana pahalıya patlar.
Join me at the Gilded Truffle Saturday at 8:00.
Cumartesi saat 8:00de Gilded Truffleda bana katıl.
Nicely gilded, Your Majesty.- Bagoas.
Güzelce süslenmiş, Majesteleri. -Bagoas.
They called him The Gilded Man.
Ona altın yaldızlı adam derlerdi.
Not your spoilt, gilded, self-obsessed, arrogant
Senin şımarık, süslü, kendini beğenmiş, kibirli
Like the dirt you tread on with gilded feet.
Parlak ayaklarının altında ezilip geçilen bir pislik gibi.
There are four gilded shrines, nested one inside another.
Birbiri içine geçmiş dört adet altın kaplama mezar mevcut.
In second class medals, the flag's enamel was dark-blue and there were not gilded parts while in the third class ones enamel disappeared from the flag,
İkinci sınıf madalyalarda bayrağın mine koyu maviydi ve yaldızlı parçalar yoktu, oysa 3. sınıfta mine bayrak,
On the album's cover, which was taken by Tayfun Çetinkaya, Yener wore a golden gilded outfit and posed with her yellow hair.
Yener, Tayfun Çetinkayanın çekimlerini gerçekleştirdiği albüm kapağında altın yaldızlı bir kıyafet giydi ve sarı renkteki saçıyla poz verdi.
The gilded cage has its advantages
Altın kafesin faydaları var
Notice the gilded gods looking down on us lesser mortals as we make our way through the riot of coloured marble and on into the ballroom.
Varaklı tanrıların, rengarenk mermerler üzerinden balo salonuna giden biz önemsiz ölümlülere nasıl tepeden baktıklarına dikkatinizi çekerim.
To the east of the Triconchos lay the lavishly decorated"Nea Ekklesia"("New Church"), built by Basil I, with five gilded domes.
Trikonhosun doğusunda I. Basileios tarafından inşa edilmiş ve bolca süslenmiş 5 yaldızlı kubbesi ile'' Nea Ekklesia''('' Yeni Kilise'') bulunuyordu.
I don't know, sir, but it's a very nice gilded cage. Question is, how do we get out?
Nasıl çıkacağız? Bilmiyorum, efendim, ama çok hoş altın bir kafes?
And I began to build myself a great… that didn't humiliate me to live. So I went to sea aged 12, gilded life.
Harika yaldızlı bir hayat kurmaya başladım. Böylece on iki yaşımdayken denize gidip kendime yaşarken beni utandırmayacak.
And so we will live, and pray, and sing, and tell old tales, and laugh at gilded butterflies.
Ardından yaşayacak, dua edecek…''… terennüm edecek ve kadim hikâyeleri anlatarak varaklı kelebeğe güleceğiz.
Your body is gilded bullion.
Vücudun altın külçesi olsa da.
That stamp right there is from the Gilded Cage… Excuse me?
Oradaki damga, Yaldızlı Kafesten… Affedersiniz?
Results: 121, Time: 0.0567

Top dictionary queries

English - Turkish