GOOD RELATIONS in Turkish translation

[gʊd ri'leiʃnz]
[gʊd ri'leiʃnz]
iyi ilişkiler
good relations
good relationship
iyi ilişkileri
good relations
good relationship
iyi ilişkilere
good relations
good relationship
iyi ilişki
good relations
good relationship

Examples of using Good relations in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The visit of President Boris Tadic to Skopje strengthened good relations between Serbia and Macedonia, re-affirmed Macedonian identity,
Cumhurbaşkanı Boris Tadiçin Üsküp ziyareti Sırbistan ile Makedonya arasındaki iyi ilişkileri güçlendirdi, Makedon kimliğini tazeledi,
Serbia has good relations with Israel and experts appeared confident these would not be endangered.
Sırbistan İsrail ile iyi ilişkilere sahip ve uzmanlar bunun tehlikeye girmeyeceğinden emin bir tablo çizdiler.
He will have to work hard for the future of Croatia and the first tasks ahead of him are EU membership and reforms and good relations in the region and with our neighbours.
Hırvatistanın geleceği için sıkı çalışmak zorunda kalacak ve kendisini bekleyen ilk görevler AB üyeliği ve reformları ve bölgeyle ve komşularımızla iyi ilişkiler olacak.
Macedonia has good relations with Kosovo, something Dimitar Mirchev, International Relations Council member of president Ivanov's cabinet, said doesn't negatively impact Serbia-Macedonia relations..
Makedonyanın Kosova ile iyi ilişkileri var ve Cumhurbaşkanı Ivanovun kabinesinin Uluslararası İlişkiler konseyi üyesi Dimitar Mircheve göre bu durum Sırbistan-Makedonya ilişkilerini olumsuz etkilemiyor.
Josipovic calls for dialogue and has had good relations with both with the government and the opposition in Croatia.
Siyasi ortamı yumuşatan Josipoviç, Hırvatistanda hem hükümet hem de muhalefet ile iyi ilişkilere sahip ve taraflara diyalog çağrısında bulunuyor.
Josipovic said he will work to build good relations with neighbouring countries, saying it was in Croatia's strategic interest to get along with other Balkan countries.
Josipoviç, diğer Balkan ülkeleriyle iyi geçinmenin Hırvatistanın stratejik çıkarlarına uygun olduğunu belirterek komşu ülkelerle iyi ilişkiler kurmak için çalışacağını söyledi.
Um… Mr. Chekov? You know we're always supposed to maintain good relations with natives.
Bay Chekov. Biliyorsun yerlilerle her zaman iyi ilişki içinde olmamız gerekiyor.
My husband has good relations with both the Prime Minister and the former Minister of Mines, both of whom could shed light on this sort of activity.
Kocamın, bu tip bir olaya ışık tutabilecek Hükümet Başkanı ve… Maden Bakanı ile iyi ilişkileri var.
Serbia is asked to engage in a dialogue and establish good relations with Pristina, with a key to finding a solution to the Kosovo representation problem at regional and international meetings.
Sırbistandan, Kosovanın bölgesel ve uluslararası toplantılardaki temsil sorununa çözüm bulma amacıyla Priştine ile diyaloğa girmesi ve iyi ilişkiler kurması isteniyor.
First,"four or five" Arab states have good relations with Russia and Serbia.
İlk olarak,'' dört veya beş'' Arak ülkesinin Rusya ve Sırbistan ile iyi ilişkileri var.
Kosovo has reason to have good relations with all countries, those who recognize and those that have not recognized Kosovo.
Kosovanın, kendisini tanıyan ve tanımayan bütün ülkelerle iyi ilişkiler kurmak için bir nedeni var.
Israel's solution to diplomatic isolation was to establish good relations with newly independent states in Africa and with France, which was engaged in the Algerian War.
İsrail, siyasi soyutlanmaya karşı çözümü, yeni bağımsızlığını ilan eden Afrika ülkeleri ile Cezayirle savaşa giren Fransayla iyi ilişkiler kurmakta buldu.
Nasr established good relations with other intelligence agencies across the globe, which helped providing Egypt with wheat and establishing industries such as Al Nasr Company for Motor Cars.
Nasır mahsul ve sanayileri kurmakta( Motorlu arabalar için Al Nasr Şirketi) dünya genelinde diğer istihbarat örgütleri ile iyi ilişkiler kurdu.
Turkey has also begun to prioritise India in South Asian politics while preserving its traditionally good relations with Pakistan and Bangladesh.
Türkiye, Pakistan ve Bangladeş ile geleneksel olarak iyi ilişkilerini korurken, Güney Asya siyasetinde Hindistanı önceliklendirmeye başlamıştır.
Don't believe I go too far in saying…"that a foundation for good relations is being laid.
İyi ilişkilerin temellerini attığımızı söylemekle çok ileri gitmediğimi sanıyorum.
We need to maintain good relations with at least some people… what relationship Piku?
En azından bazı kişilerle iyi ilişkilerimizi sürdürmeliyiz. Ne ilişkisi, Piku?
A foundation for good relations is being laid.
İyi ilişkiler için bir zemin oluşturuldu demekle… çok
In the interest of keeping good relations, I will give youse a three-block territory starting on Hallstead, between Randolph and Monroe.
İyi ilişkileri sürdürmek açısından size Hallsteadden başlayarak Randolph ve Monroe arasında bir üç blokluk bir bölge vereceğim.
duke of Spoleto, attacked the Exarchate of Ravenna, but Aripert refused to assist him, for he wanted good relations with papacy and empire.
Aripert ona yardım etmeyi papalık ve krallıkla olan iyi ilişkisinden dolayı reddetti.
It's important to maintain good relations with the police, so I wanted to deliver the message personally.
Polisle ilişkilerimizi sağlam tutmamız önemli. Bu sebeple mesajı bizzat iletmek istedim.
Results: 106, Time: 0.0518

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish