RELATIONS in Turkish translation

[ri'leiʃnz]
[ri'leiʃnz]
ilişkiler
relationship
affair
connection
intercourse
relate
relations
get involved
association
have
link
akraba
relative
kin
family
relation
unrelated
related
in-laws
kinsmen
kindred
relations
ilişkileri
relationship
affair
connection
intercourse
relate
relations
get involved
association
have
link
i̇lişkiler
relationship
affair
connection
intercourse
relate
relations
get involved
association
have
link
ilişkilerini
relationship
affair
connection
intercourse
relate
relations
get involved
association
have
link
akrabası
relative
kin
family
relation
unrelated
related
in-laws
kinsmen
kindred
akrabalarının
relative
kin
family
relation
unrelated
related
in-laws
kinsmen
kindred
akrabaları
relative
kin
family
relation
unrelated
related
in-laws
kinsmen
kindred

Examples of using Relations in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
My relations with the management are very good.
İdare ile ilişkilerim de oldukça iyidir.
First off, we're gonna continue good relations with Saakashvili there.
Öncelikle ordaki Saakashvili ilişkilerimiz daha iyi olcak.
My Catholic relations are far worse than yours.
Benim Katoliklerle olan ilişkilerim, sizinkinden çok daha berbat.
My relations with her have been difficult, to say the least.
Onunla ilişkilerim… zor en azından.
She is a member of the Council on Foreign Relations.
Konseyin dış ilişkilerinden sorumlu üyesidir.
Blood ties don't make up relations, Raghunath.
Kan bağları ilişkilerle yapılamaz, Raghunath.
Darcy in public relations?
Halkla İlişkilerden Darcy mi?
My relations with them might be strained,
Onlarla ilişkim gergin olabilir
The intersection operator produces the set of tuples that two relations share in common.
Kesişme operatörü, iki ilişkinin ortak paylaştığı bir dizi veri üretir.
I want relations with him, Father.
Onunla ilişkiye girmek istiyorum, Peder.
Were either of you having relations… with other people?
Başka birileriyle ilişkiniz var mıydı?
Relations means my Aunt Betty.
Cinsel ilişkiyi kast ediyorum.
Wait a sec. There are people having relations in there?
Bir saniye bekle. İçeride ilişkiye giren insanlar mı var?
Sanford Crosby, UAC Public Relations.
Uzay Yönetimi Halkla İlişkilerden. Sanford Crosby.
It was concluded that the problem was there wasn't good enough Public Relations.
Sorunun Halkla İlişkilerin yeterince iyi olmadığı sonucuna varıldı.
Have always enjoyed the very best relations. Public? Why.
Halkla ilişkim her zaman çok iyiydi.
The public and I have always enjoyed the very best relations.
Halkla ilişkim her zaman çok iyiydi.
I would like to mobilize Public Relations.
Halkla İlişkilerde hareket istiyorum.
Military considerations are always subject to politics and the relations between countries.
Politikayla ilgilidir… ve ülkeler arası ilişkilerle. Askeri görüş her zaman için.
In 2005, the U.S. think-tank the Council on Foreign Relations stated that the MEK had 10,000 members, one-third to one-half of whom were fighters.
Te ABD think-tank kuruluşu Council on Foreign Relations, üçte biri ila yarısı savaşçı olan 10000 üyesi olduğuna inanmaktadır.
Results: 3178, Time: 0.1149

Top dictionary queries

English - Turkish