HARMING in Turkish translation

['hɑːmiŋ]
['hɑːmiŋ]
zarar vermeden
to hurt
to harm
damage
zarar vermek
to hurt
to harm
damage
zarar vermenin
to hurt
to harm
damage
zarar vermeyi
to hurt
to harm
damage

Examples of using Harming in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You have to keep them from harming themselves.
Onları kendilerine zarar vermekten korumalısın.
You know i have no interest in harming children.
Çocuklara zarar vermekle ilgilenmediğimi bilirsin.
It's time you loosened up and started harming other people.
Biraz gevşeyip diğer insanlara zarar vermeye başlamanın tam zamanı.
We can't justify harming these people.
Bu insanlara verdiğimiz zararı haklı çıkaramayız.
Let's say that as punishment for harming the goat, he will come with us.
Keçiye verdiği zararın cezası olarak bizimle geleceğini.
There is no greatest sin than harming a child.
Çocuğa zarar vermekten daha büyük bir günah yoktur.
A world where Aquaman would die before harming innocent people.
Aquamanin masum insanlara zarar vermektense öleceği bir dünya.
I can't let you go on harming the teachers… for my sake.
Benim uğruma, öğretmenlere zarar vermeye devam etmene müsaade edemem.
You see when you till the earth you cant avoid harming the small creatures in it.
Göreceksin… Toprağı işlerken, içindeki küçük yaratıklara zarar vermekten kaçınmazsın.
At the very least, apprehend Adam, stop him from harming innocent people.
En azından Adamı yakalayıp masumlar zarar vermesini engellemeye karar verdik..
Only because you're intent on harming yourself.
Niyetin olmazsa, hiç kimse seni hapsetmez. Kendine zarar verme.
Martian biology prevents a brother from harming his brother.
Marslı biyolojisi kardeşin kardeşe zarar vermesine engel oluyor.
And by law, unless you're in danger of harming yourself or others.
Ayrıca kanunen, kendine veya başkalarına zarar verme riskin yoksa.
It's the people in the village they're really harming.
Asıl kötülüğü bu köydeki insanlara yapıyorlar.
Harming a person weaker than you doesn't take any special ability.
Senden daha zayıf birini incitmek özel bir yetenek gerektirmez.
Because I would never think of harming my wife.
Çünkü karımı incitmek asla aklımdan bile geçmez.
I promise you I can get to that antidote without harming myself.
Söz veriyorum ki zarar görmeden panzehire ulaşabilirim.
Do you have thoughts of harming yourself?
Kendine zarar vermek gibi düşüncelerin var mı?
But… I have to stop them from harming my parents.
Annemle babamın zarar görmesini engellemem lazım. Ama.
Perhaps even he bulged at the idea of harming a 13-year-old?
Belki 13 yaşında bir kızı incitme fikri rahatsız etmiştir?
Results: 215, Time: 0.0605

Top dictionary queries

English - Turkish