HARMONIES in Turkish translation

['hɑːməniz]
['hɑːməniz]
armoniler
harmony
harmonic
uyumlu
harmony
fit
adapt
compliance
cohesion
match
adjustment
adjust
adaptation
harmonisation
armonileri
harmony
harmonic
bir harmoni
harmony

Examples of using Harmonies in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Okay, what is it, just a weird thing that makes harmonies?
Tamam ne ki o? Sadece garip harmoniler yaratan bir alet mi?
Sunshine and sweet harmonies.
Güneş ışığı ve tatlı harmoniler.
Not since the Ronettes have I heard such celestial harmonies.
Ronettesden beri bu kadar şahane bir armoni duymadım.
A fraction from one and nine creating persistent inadvertent harmonies.
Bir ve dokuzdan bir kesir kalıcı bilinçsiz harmoni yaratıyor.
Persistent inadvertent harmonies. A fraction from one and nine creating.
Bir ve dokuzdan bir kesir kalıcı bilinçsiz harmoni yaratıyor.
Sunshine and sweet harmonies¶.
DGüneş ışığı ve tatlı harmoniler.
Which will… which… Pyotr Ilyich! And may the harmony of their hearts create new harmonies in music, music!
Öyle ki… öyle ki… Kalplerinin harmonisi… müzikte yeni bir harmoni yaratsın… Pyotr Ilyich!
Each molecule has its own sound, and these sounds are specifically designed so that when the molecule is well-folded they form harmonies.
Her bir molekülün kendine ait bir sesi var ve bu sesler, molekül doğru katlandığında bir harmoni oluşturacak şekilde özel olarak tasarlandı.
Finn and I have amazing proven harmonies. And when it comes to Nationals, I think it
Finnle birbirimize mükemmel uyumumuz kanıtlandı ve ulusal yarışma söz konusu olunca,
He found a parallel between painting and music and entitled many of his paintings"arrangements","harmonies", and"nocturnes".
Resim ile müzik arasında bir paralellik olduğunu düşünen Whistler, pek çok tablosuna'' düzenleme'','' armoni'','' gece melodisi'' isimleri verdi.
for they knew that heavenly harmonies were the province of the gods.
Cennet armonilerinin, tanrıların ülkesinden geldiğini biliyorlardı.
Don't care,'cause I will be spending my night listening to beautiful African harmonies and forgetting about Ryan, who is.
Umurumda değil. Çünkü ben gecemi güzelim Afrika melodilerini dinleyip, Ryanı unutarak geçireceğim, ki kendisi.
Create new harmonies in music, music… which will… which… And may the harmony of their hearts Pyotr Ilyich!
Öyle ki… öyle ki… Kalplerinin harmonisi… müzikte yeni bir harmoni yaratsın… Pyotr Ilyich!
And forgetting about Ryan, who is… A girl? Don't care,'cause I will be spending my night I wasn't exactly… listening to beautiful African harmonies.
Çünkü ben gecemi… güzelim Afrika melodilerini dinleyip,… Ryanı unutarak geçireceğim, ki kendisi… Kadın mı? Umurumda değil.
by adding additional drums for the second chorus, flutes, autotuned harmonies and back-off piano.
arka piyanoyu ve auto-tune harmonileri ekleyerek yükseltici bir şeyler denemek istemiş.
His passionate music and unusual harmonies proved to have a lasting influence on the younger French composers Debussy and Ravel in homage, the latter composed during 1913 a piano piece entitled"À la manière de Borodine.
Tutkulu ve alışılmadık armoniler içeren müziği Claude Debussy ile Maurice Ravel üzerinde güçlü tesir bırakmış Ravel 1913te'' À la manière de Borodine'' isimli bir beste yapmıştır.
rush of riff changes, echo chamber effects, and intricate harmonies.
yankı odası efektleri ve çapraşık armoniler kullanmaya başladı.
Child as one of her vocal inspirations, saying that listening to the group's music is how she discovered her range and"learned about harmonies and runs and ad-libs.
grubun şarkılarını dinleyerek sahip olduğu vokal aralığını fark ettiğini; armonileri, tekrarları ve doğaçlama şarkı söylemeyi onlardan öğrendiğini ifade etti.
new harmonies are being composed upon hundreds of different keyboards everyday in Dorset alone.
yüzlerce yeni melodi, yeni ezgi ve armoniler ortaya çıkıyor. Dorsetteki yüzlerce farklı klavyeden hem de.
I'm not a humanist who would like to see everybody living in warmth and harmony.
Herkes birbiriyle samimi ve uyumlu yaşıyor gibi gören bir hümanist de değilim.
Results: 49, Time: 0.1084

Top dictionary queries

English - Turkish