HE APPROACHED in Turkish translation

[hiː ə'prəʊtʃt]
[hiː ə'prəʊtʃt]
yaklaştı
to approach
close
to get close
is get
coming
yaklaşırken
burn
light
fire
torch
incinerate
ignite
kindle
burning
yanaştı
up
docking
yaklaşımı
approach
approximation
attitude
yaklaşmış
to approach
close
to get close
is get
coming
yaklaştığını
to approach
close
to get close
is get
coming
yaklaştığında
to approach
close
to get close
is get
coming
yaklaşıp
burn
light
fire
torch
incinerate
ignite
kindle
burning
yanaşmış
up
docking

Examples of using He approached in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A special kind of computer. He approached me and said he was building.
Bilgisayar inşa ettiğini söyledi. Bana yaklaştı ve özel bir çeşit.
Regardless, he approached you Ma'am? on purpose with an objective.
Hanımefendi? Her neyse, size bir amaç ile bilerek yaklaştı.
He approached you on purpose?
Sana bilerek mi yaklaştı?
The fact that he approached another paralegal has marginal bearing on this case.
Başka bir yardımcıya da böyle yaklaşmasının çevresel ilgisi olması gerçeğinden başka.
He approached quietly.
Sessizce yaklaşır.
He approached her there.
Ona orada yaklaşmıştı.
From time to time he approached her.
Zaman zaman ona yaklaşıyordu.
He approached my brother during the trial, started writing me.
Duruşmadan önce kardeşime ulaştı, Bana yazmaya başladı.
He approached and fell on his knees.
O yaklaştı ve dizlerinin üzerine düştü.
He approached you?
Sana yaklaştı mı?
I noticed people seemed a little nervous when he approached, even Alfred Hitchcock.
O yaklaştığı zaman insanların gerginleştiğini fark ettim Alfred Hitchcock bile.
Maybe he approached you on purpose?
Sana bilerek yaklaşmış olabilir mi?
Then he approached and descended.
Sonra yaklaştı, yakınlaştı.
It doesn't matter. Even if he approached me on purpose because of my wealth.
Bana varlıklı olduğum için yaklaşıyor olsa bile bir önemi yok.
I noticed people seemed a little… nervous when he approached.
O yaklaştığı zaman insanların gerginleştiğini fark ettim.
He approached me, Tegan.
Bana o yaklaştı Tegan.
He approached me first, saying he wants to get out of the hospital.
Bana kendisi gelip hastaneden çıkmak istediğini söyledi.
He approached me online a few months ago.
Birkaç ay önce internetten bana ulaştı.
I know he approached you.
Onun sana ulaştığını biliyorum.
He approached us.
Bizimle görüştü.
Results: 78, Time: 0.0449

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish