HEART BEATING in Turkish translation

[hɑːt 'biːtiŋ]
[hɑːt 'biːtiŋ]
kalp atışlarını
heartbeat
heart beat
heart rate
your heart
your pulse
their palpitations

Examples of using Heart beating in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You hear the heart beating?
Kalbin atışını duyuyor musun?
One heart beating for two.
İki kişi için çarpan bir tek yürek.
I can feel your heart beating as clearly as I feel my own, Moments like this.
Kendiminkiler kadar acikca hissediyorum. Boyle anlarda senin kalp atislarini.
I can feel your heart beating as clearly as I feel my own, Moments like this.
Kendiminkiler kadar açıkça hissediyorum. Böyle anlarda senin kalp atışlarını.
It was obvious. Was its heart beating,?
Çok belliydi. Kalbi atıyor muydu?
Do you hear the heart beating?
Kalp atışını duyuyor musunuz?
There's the heart beating, which you can see clearly.
Görebildiğiniz üzere, bu kalp atışları.
Moments like this, I can feel your heart beating as clearly as I feel my own.
Böyle anlarda,… senin kalp atışlarını, kendiminki kadar net duyabiliyorum.
Moments like this, I can feel your heart beating as clearly as I feel my own,
Böyle anlarda, senin kalp atışlarını, kendiminki kadar net duyabiliyorum…
We have to warm her back up, get her heart beating so we can do a CT to confirm.
Onu tekrar ısıtıp, kalbinin atmasını sağlayıp, onaylamak için tomografi çekmemiz lâzım.
I have a baby in my belly… another heart beating… another soul craving…
Karnımda bir çocuk var… bir başka kalp atışıbir başka arzulayan ruh…
she's mortal… which means we have to keep her human heart beating until we get Bonnie back.
getirene kadar onun sıradan, küçük insani kalp atışının… devam etmesini sağlamalıyız.
It controls our most basic functions: keeping our heart beating, breathing, regulating blood pressure
Kalp atışını, nefes almayı, tansiyonu düzenlemeyi
Is used exclusively for bodily processes like digestion, The majority of that energy, that is 70 to 90%, keeping our heart beating, our hair growing and so on.
Sindirim, kalbimizin atması, saçlarımızın uzaması gibi bedensel süreçler için kullanılıyor. Bu enerjinin büyük kısmı, yani yüzde 70 ila yüzde 90ı.
So State wants you to know, NSA, CIA, FBI, whatever you need to keep this maniac's heart beating till he gets out, it's yours.
Bu manyağın gidene kadar kalp atışlarının devam etmesi için sana her ne gerekiyorsa, o senindir. NSA, CIA, FBI senin şunu bilmeni istiyor.
Whatever you need to keep this maniac's heart beating till he makes his speech and gets the hell out, it's yours.
Bu manyağın gidene kadar kalp atışlarının devam etmesi için sana her ne gerekiyorsa, o senindir.
It controls our most basic functions keeping our heart beating, breathing regulating blood pressure,
Kalbimizin atması, nefes almamız, kan basıncımızın ve vücut ısımızın düzenlenmesi gibi hayati fonksiyonların
Till he makes his speech and gets the hell out… it's yours. So State wants you to know: NSA, CIA, FBI, whatever you need to keep this maniac's heart beating.
Bu manyağın gidene kadar kalp atışlarının devam etmesi için sana her ne gerekiyorsa, o senindir. NSA, CIA, FBI senin şunu bilmeni istiyor.
Its heart beating.
Your heart beating.
Kalbin atıyor.
Results: 2822, Time: 0.0473

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish