HEARTS in Turkish translation

[hɑːts]
[hɑːts]
kalpleri
heart
cardiac
yürekleri
heart
guts
balls
gumption
heartbreaking
spunk
ticker-type
heipi
gönüllerini
heart
gonul
volun
will
heartaches
kupa
cup
trophy
mug
of hearts
urn
kalplerini
heart
cardiac
kalpler
heart
cardiac
kalp
heart
cardiac
yürekler
heart
guts
balls
gumption
heartbreaking
spunk
ticker-type
heipi
gönüller
heart
gonul
volun
will
heartaches
gönülleri
heart
gonul
volun
will
heartaches
yüreklerini
heart
guts
balls
gumption
heartbreaking
spunk
ticker-type
heipi
yüreklerine
heart
guts
balls
gumption
heartbreaking
spunk
ticker-type
heipi

Examples of using Hearts in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Lovely little tough guys with soft hearts.
Yumuşak kalpli, sevimli, küçük sert erkekler.
That didn't mean the ban lifted in people's hearts.
Ama bu insanların kalplerinden kaldırıldı demek değildi.
Spirit of Miners' Daughters Win Hearts.
Madenci kızları kalplere taht kurdu.
What our hearts have been telling us to do for a long, long time.
Kalplerimizin çok uzun zamandır yapmamızı söylediği şeyi.
And we hold in our… Collective hearts One noble goal.
Ve birleşmiş kalplerimizde tek bir soylu amacı taşırız.
To free both hearts, not in judgment
İki kalbin de özgür olması için,
They tinkle in melody, to wound the hearts of millions.
Milyonların yüreğini yaralamak için eşsiz bir melodiyle şıngırdarlar.
The foundation God has built in our hearts can never be destroyed.
Tanrının kalplerimizde inşa ettiği temelse asla yok edilemez.
And He will remove the anger of their hearts.
Ve kalplerindeki öfkeyi gidersin.
Broadway hearts for hearts, and.
Broadwayde kalp kalbe karşıdır, ve.
He's stolen hearts, not walls.
O kalplere hükmediyor, taş duvarlara değil.
Our hearts need that same freedom
Kalplerimizin de aynı özgürlüğe ihtiyacı var
One of those which they built with their own hands and hearts.
Elleri ve kalpleriyle inşa ettiklerinden birine.
You must have broke some hearts that day, ain't it?
O gün, birkaç yüreği incitmiş olmalısın değil mi?
But somewhere among these trillions of hearts, those words must already exist.
Ama bu trilyonlarca kalbin arasında, o kelimeler olmalı.
We need a sort of solidarity of human hearts.
Bizim yüreklerin birliğine ihtiyacımız var.
If they don't have good hearts, why should I help them to recover?
İyi kalpli kişiler değillerse, Neden iyileşmelerine yardım edeyim ki?
The day those stout hearts band together is the day that pigs get wings!
Bu cesur yüreklerin biraraya geldiği gün balıklar kavağa çıkar!
Don't you see that here are our hearts are black from poverty and everything?
Yoksulluk ve herşeyden kalplerimizin karardığını görmüyor musun?
He makes wine that gladdens the hearts of man." Psalms 104.
İnsanın yüreğini ferahlatan şarap yapar… mezmur 104.
Results: 6569, Time: 0.0937

Top dictionary queries

English - Turkish