HERE LONGER in Turkish translation

[hiər 'lɒŋgər]
[hiər 'lɒŋgər]
burada daha uzun
burada bir süre daha
buraya taşınalı

Examples of using Here longer in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But I have been living here longer than you have been alive.
Ama senin yaşından fazla süredir burada yaşıyorum.
Good. As we have been here longer… we're gonna tell you the history of our school.
Biz daha uzun süredir burada olduğumuz için sana okulun tarihçesini anlatacağız.
Good. As we have been here longer we're going to tell you the history of our school.
Biz daha uzun süredir burada olduğumuz için… sana okulun tarihçesini anlatacağız. Güzel.
But I'm gonna stay up here longer because I want to talk to you about something else.
Ama burada bir süre daha kalacağım çünkü size bir şeyden bahsetmek istiyorum.
she's been here longer, So whatever.
o daha uzun süredir burada öyle yani.
I have been here longer than 75% of our associates, and I love it,
Diğer yardımcıların% 75inden daha uzun süredir buradayım işimi seviyorum
And every day that you spend here longer, the worse it will be for them when you leave.
Burada ne kadar kalırsanız gittiğinizde durum o kadar kötü olacak.
have advanced to more responsible positions, while you who have been here longer,?
başkalarının kaydettiği ilerlemeyi neden gösteremediğinizi hiç merak ettiniz mi?
She helped me with my paperwork when I first started, and she had been here longer than Callen.
Benim evrak işleri ile bana yardım etti ben ilk başladığımda, ve burada çok uzun zamandan beri vardı Callen daha.
She hasn't been here long but.
Uzun süredir burada değil ama.
I think you have been here long enough.
Yeterince uzun süredir burada olduğunu düşünüyorum.
You live here long.
Uzun süredir burada yaşıyorsun.
It seems that is not here long.
Sanırım uzun süredir burada değil.
I haven't been here long.
Uzun süredir burada değildim.
I may not have been here long, but I have learned one thing.
Uzun süredir burada olmayabilirim ama bir şey öğrendim.
But you haven't lived here long?
Ama uzun süredir burada oturmuyorsunuz?
We have been waiting here long enough. finally.
Uzun süredir burada bekliyoruz. Sonunda.
I haven't been here long enough to say. I don't know.
Bunu bilecek kadar uzun süredir burada değilim.- Bilmem.
I have been working here long enough to know what my regulars drink.
Kimin ne içtiğini bilecek kadar uzun süredir burada çalışıyorum.
I hate to keep pushing,… but we have been standing around here long enough.
Zorlamaktan hiç hoşlanmıyorum ama fazlasıyla uzun süredir burada vakit geçiriyoruz.
Results: 40, Time: 0.0397

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish