I ARRIVE in Turkish translation

[ai ə'raiv]
[ai ə'raiv]
geldiğim
to come
here
back
to arrive
coming
to visit
vardım
to get
to arrive
have
there is
varıyorum
i arrive
geldim
to come
here
back
to arrive
coming
to visit
gelmeyi
to come
here
back
to arrive
coming
to visit
vardığım
to get
to arrive
have
there is
varmadan
to get
to arrive
have
there is

Examples of using I arrive in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I arrive with my friends and now what do I look like?
Arkadaşlarımla buralara geldim ve düştüğüm duruma bir bakın?
I arrive with news of the Chitaurii.
Chitauriiyle ilgili haberlerle birlikte geldim.
After I arrive tomorrow morning, I will call you.
Yarın ulaştıktan sonra seni ararım.
And take care of Doctor Kynes until Paul and I arrive.
Paul ve ben gelene kadar Doktor Kynesa göz kulak olun.
Hey maa… How do you always sense my presence much before I arrive?
Hey anne… Ben daha varmadan geldiğimi nasıl fark ediyorsun?
When I arrive. You have enough backup O2 to throw yourself out.
Yeterince oksijenin var. Ben geldiğimde kendini fırlatman için.
Prince dies the day I arrive.
Prince ben vardığım gün ölüyor.
Lord Goring? What dreadful manners you have, leaving just as I arrive.
Lord Goring… ne kadar kabasınız, benim geldiğim zaman ayrılıyorsunuz.
I arrive in England next Wednesday.
Gelecek Çarşamba İngiltereye varacağım.
I arrive first on Monday.
Pazartesi günü ilk ben geldim.
I think I know when I arrive.
Ne zaman varacağımı biliyorum.
Every room, if I leave it long enough, reverts to its condition at the moment I arrive.
Eğer yeterince uzun bırakırsam her oda geldiğim andaki konumuna geri dönüyor.
The bloody slaughter continues in the east as I arrive at Fort Hayes, a tiny island of men
Bitmeyen bozkırlarla çevrili. Fort Hayese vardım, Kanlı kıyım doğuda devam ederken,
I arrive here yesterday in time to see you die
Daha dün geldim buraya ve senin ölmeni
A gift. to discuss a reunion I mean, how can I arrive empty-handed with such an extraordinary woman?
Hediye! konuşmak için nasıl elim boş gelebilirim? Bu kadar olağanüstü bir kadınla tekrar bir araya gelmeyi.
Yes, well, I promise to consider all the evidence before I arrive at a conclusion.
Evet, kesin karara varmadan önce tüm delilleri değerlendirmeye söz verdim. Vardım galiba.
to discuss a reunion I mean, how can I arrive empty-handed.
Bu kadar olağanüstü bir kadınla tekrar bir araya gelmeyi.
How can I arrive empty-handed A gift. to discuss a reunion with such an extraordinary woman.
Hediye! konuşmak için nasıl elim boş gelebilirim? Bu kadar olağanüstü bir kadınla tekrar bir araya gelmeyi.
Before I arrive in Buenos Aires. It's a change I make to my life every Thursday afternoon.
Her perşembe akşamı Buenos Airese varmadan önce yaptığım bir değişim.
Until I just see a neverending horizon of water. I arrive at the sea and I continue to fly.
Uçmaya devam ediyorum. Denize ulaşıyorum ve sadece denizin sonsuzluğunu görene dek.
Results: 59, Time: 0.0462

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish