I STARTED PLAYING in Turkish translation

[ai 'stɑːtid 'pleiiŋ]
[ai 'stɑːtid 'pleiiŋ]
oynamaya başladım
oynamaya başladığımda

Examples of using I started playing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
These figures behind her, see? But I started playing these little.
Ama onun arkasında küçük notalar… çalmaya başladım.
But I started playing these little.
Ama onun arkasında küçük notalar… çalmaya başladım.
But I started playing these little.
Ama onun arkasında bu küçük notaları… çalmaya başladım.
And I started playing the French horn.
Ve korno çalmaya başladım.
About that time, I started playing gigs on guitar.
O dönemlerde gitar ile küçük parçalar çalmaya başladım.
After I started playing with you, I got luckier and luckier.
Seninle oynamaya başladıktan sonra, giderek daha da şanslılaştım.
I wouldn't be surprised if I started playing guitar again.
Yeniden gitar çalmaya başlasam, buna hiç şaşırmam.
I started playing live for the first time against classmates, grad students, professors.
Dönem arkadaşlarımla, mezunlarla hocalarla canlı oynamaya başlamıştım.
The day I transformed into an adult was the day I started playing Dota.
Yetişkin birine dönüştüğüm gün, Dota oynamaya başladığım gündür.
And I started playing with it more like a puzzle.
Ve bununla bir bulmaca gibi oynamaya başladım.
I started playing Juliet.
Juliet rolüyle başladım.
When Adam and I started playing, he was around an 800, a novice.
Adam ve ben oynamaya başladığımızda puanı yaklaşık 800 civarındaydı, acemiydi.
As soon as I started playing drums,"the whole sound of the band changed.
Davul çalmaya başlar başlamaz grubun bütün tarzı değişti.
I started playing piano. In Poland, you play Chopin before you walk.
Piyano çalıyordum. Yürümeye başlamadan önce Chopin taklidi yapıyoruz.
So then I started playing old movies on television.
Sonra televizyonda eski filmleri oynatmaya başladım.
I was going to call my boss a while ago, but I started playing Tetris, and I couldn't put it down.
Biraz önce patronumu arayacaktım ama tetris oynamaya başladım ve bir türlü de bırakamadım.
I started playing folk clubs in New York City
Halk klüplerinde çalmaya başladım New York
It was in July of 1991 which was shortly after Linus had released the 0.09 version of the kernel that I started playing with Linux.
Linuxun 0.09 sürümü çıkarıldıktan hemen sonra, 91 temmuzda Linux ile oynamaya başladım Bunu Usenetden duydum ve Finlandiyadan indirdim.
And from then on I was off. At the age of eleven I started playing football for a club which was part of Argentinos Juniors FC.
On bir yaşındayken Argentinos Juniors Futbol Kulübüne bağlı… bir futbol kulübünde futbol oynamaya başladım… ve o andan itibaren de hiç çalışmadım.
The strings, they went into the intro to"Easy to Love" and I started playing"If I Should Lose You.
Yaylılar, Easy to Loveın introsuna girdiler. Ama ben If I Should Lose Youyu çalmaya başladım.
Results: 58, Time: 0.042

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish