I WILL DECIDE in Turkish translation

[ai wil di'said]
[ai wil di'said]
kararı ben vereceğim
bende ve hastam için en iyisinin ne olduğuna ben karar vereceğim

Examples of using I will decide in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We will be leaving. I will decide when we're leaving!
Gidiyoruz.- Ne zaman gideceğimize ben karar veririm!
I will decide what's best for her from now on.
Bundan böyle ne yapılacağına ben karar vereceğim.
If this is what you say, I will decide what to do with this land.
Söyleyeceklerin bu kadarsa, toprakla ne yapacağıma ben karar veririm.
If it is, then i will decide what our next move is.
Eğer öyleyse, bundan sonra ne yapacağımıza ben karar vereceğim.
Madame Muscat. I will decide what is good for my son.
Oğlum için neyin iyi olduğuna ben karar veririmMadam Muscat.
I will decide what to put in and to take out.
Neyin eklenip neyin çıkarılacağına ben karar vereceğim.
I will decide what is good for my son, Madame Muscat.
Oğlum için neyin iyi olduğuna ben karar veririm.
I will decide when it's over- It's over.
Bitti.- Biteceği zamana ben karar veririm.
I will decide how to respond to this affront and when!- Enough!
Yeter! Bu hakarete karşılığın zamanına ve şekline ben karar veririm!
I will decide that.
Report everything and I will decide.
Her şeyi rapor et. Kararları ben veririm.
I will decide how we fight.
Nasıl savaşacağımıza ben karar veririm.
Hold it, I will decide.
Durun! Ben karar vereceğim.
I will decide who auditions, Mr. Caffrey.
Kimin sınava gireceğine ben karar veririm Bay Caffrey.
I will decide the route. All right?
Yola ben karar vereceğim, tamam mı?
I will decide again.
Yine ben karar veririm.
I will have a bath, and then I will decide. Out of my way!
Bir banyo yapıp sonra karar vereceğim. Yolumdan çekil!
I will decide that, Reverend?
Buna ben karar vereceğim Peder?
I will decide what I need.
Ona ben karar veririm.
The severity of the crimes they committed. I will decide how I will treat them depending on.
Onlara nasıl davranacağıma karar vereceğim. İşledikleri suçların ciddiyetine göre.
Results: 317, Time: 0.0444

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish