KOOKY in Turkish translation

acayip
weird
so
really
strange
crazy
super
freaky
hell
bizarre
incredibly
tuhaf
weird
strange
funny
odd
bizarre
awkward
peculiar
unusual
curious
creepy
kooky
çılgın
crazy
mad
wild
insane
freaky
lunatic
madman
wacky
nutty
frenzied
garip
weird
strange
odd
funny
awkward
bizarre
unusual
freaky
peculiar
creepy
kaçık
crazy
freak
lunatic
wacky
insane
mad
wacko
loony
nutty
nutcase
antika
antique
ancient
antiquated
vintage
old
quaint
oddball
antiquities
curio
kooky
deli
crazy
mad
insane
lunatic
madman
maniac
freak
psycho
nuts
deranged

Examples of using Kooky in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Mysterious. It's creepy. Kooky. Spooky.
Gizemli. Ürkütücü. Acayip. Ürpertici.
You never went out? A little kooky.
Hiç çıkmadınız mı?- Biraz garip.
They're always tense… and overly devoted to whatever kooky task they have been given.
Hep bir gerginler… ve kaçık görevlerine bağnazca bağlılar.
You ought to write for one of those kooky detective magazines.
Bunlardan birini şu antika detektif dergilerine yazıp, zengin olmalısın.
Kooky girl. How did that go down?
Nasıl oldu? Deli kız?
Mysterious. Spooky. It's creepy. Kooky.
Gizemli. Ürkütücü. Acayip. Ürpertici.
Get to know each other. A little kooky, but I love her.
Birbirinizi tanımalısınız. Biraz tuhaf ama onu seviyorum.
I'm sorry, but Kooky's got to go.
Üzgünüm, Fakat Kooky de gitmeli.
How did that go down? Kooky girl.
Nasıl oldu? Deli kız.
It's creepy. Mysterious. Kooky.
Gizemli. Ürkütücü. Acayip. Ürpertici.
It's creepy. Kooky. Mysterious.
Gizemli. Ürkütücü. Acayip. Ürpertici.
It's creepy.- Kooky.- Mysterious. Spooky.
Gizemli. Ürkütücü. Acayip. Ürpertici.
It's creepy.- Kooky. Spooky.- Mysterious.
Gizemli. Ürkütücü. Acayip. Ürpertici.
Spooky. Kooky. It's creepy. Mysterious.
Gizemli. Ürkütücü. Acayip. Ürpertici.
Spooky. Mysterious. Kooky. It's creepy.
Gizemli. Ürkütücü. Acayip. Ürpertici.
You're so clumsy, kooky kid.
Çok sakarsın, acayip çocuk.
Okay, kooky idea-- what if you un-run away?
Tamam, çılgınca bir fikir… Ya evden kaçmazsan?
Animals do kooky things during mating season.
Hayvanlar çiftleşme mevsiminde çılgınca şeyler yaparlar.
When his kooky charm starts to cloy, I will be there.
Onun o saçma cazibesi bıktırınca ben orada olacağım.
And isn't she a little kooky?
Zaten biraz kaçık değil mi?
Results: 90, Time: 0.0827

Top dictionary queries

English - Turkish