LIFE FORMS in Turkish translation

[laif fɔːmz]
[laif fɔːmz]
hayat formu
yaşam türleri
canlı formlarına
yaşam biçimi
yaşam biçimlerini
hayat formları
yaşam biçimlerinin
hayat formunu

Examples of using Life forms in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
They're like locusts… That turn other life forms into more locusts.
Çekirge gibiler… Diğer yaşam formlarını daha fazla çekirgeye dönüştüreninden.
Is coming to an end. The reign of biological life forms.
Biyolojik yaşam formlarının saltanatı sona eriyor.
There are no big life forms that live in solid ice.
Katı buzun içinde yaşayan büyük yaşam formu yok.
All life forms sigh when she's playing.
O müzik yaparken tüm yaşam türleri iç çekiyor.
It would seem that Nomad is now seeking out perfect life forms.
Anlaşılan Nomad şimdi mükemmel yaşam biçimleri bulmaya çalışıyor.
Jarvis, scan for life forms.
Jarvis, hayat formları için tarama yap.
You observed other life forms?
Diğer yaşam formlarını gözlemleyebildin mi?
The life forms have all mutated into strange and dangerous things.
Yaşam formlarının hepsi garip ve tehlikeli şeylere dönüştü.
Here at Mistaken Point, exceptional conditions have preserved these delicate life forms.
Burada, Yanıltıcı bölgede… olağanüstü şarlar bu narin yaşam biçimlerini muhafaza etti.
You found no intelligent life forms, Mr. Spock, but surely.
Bulamadınız ama mutlaka… İleri düzey canlı yaşam formu.
We have actually found human life forms.
İnsan hayat formları bulduk.
And use them to evolve. An organism that can repurpose other life forms.
Diğer yaşam formlarını başka amaçlarla kullanıp… onları evrimleştirecek bir organizma.
Do you know what those life forms are?
O yaşam biçimlerinin ne olduğunu biliyor musun?
Dotted across this vast underwater desert are ghostly oases where amazing life forms have taken hold.
Bu engin sualtı çölleri baştan sona inanılmaz yaşam formlarının tutunduğu hayalet vahalardır.
Good view, but… the Sherminator sensors detect no female life forms in the vicinity.
Manzarası var, ama… Sherminatör sensörlerim hiç dişi yaşam biçimi algılamıyor.
The DNA samples we have taken seem to represent three distinct life forms.
Aldığımız DNA örnekleri, canlı içerisinde üç farklı yaşam formu olduğunu gösteriyor.
That nomad is now seeking Out perfect life forms.
Anlaşılan Nomad şimdi mükemmel yaşam biçimleri bulmaya çalışıyor.
Simultaneous life forms.
Eşzamanlı hayat formları.
Our sensors can identify artificial life forms.
Algılayıcılarımız yapay yaşam formlarını tanımlayabilir.
The Sherminator sensors detect no female life forms in the vicinity. Good view, but.
Manzarası var, ama… Sherminatör sensörlerim hiç dişi yaşam biçimi algılamıyor.
Results: 409, Time: 0.0405

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish