LIKE FINDING in Turkish translation

[laik 'faindiŋ]
[laik 'faindiŋ]
bulmak gibi
like finding
like getting
like figuring out
locate
keşfetmek gibi
like discovering
like finding out
like exploring
like inventing
bulmak gibiydi
like finding
like getting
like figuring out
locate
bulmak gibidir
like finding
like getting
like figuring out
locate
bulmuş gibi
like finding
like getting
like figuring out
locate
aramak gibi
like looking for
like searching for
like calling
like finding
öğrenmek gibi
like learning
like finding out

Examples of using Like finding in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It's like finding an empty parking space.
Boş bir park yeri bulmuş gibi.
It's like finding a cactus flower amongst sagebrush. Must be great.
Harika olmalı. Çalılıkların arasında bir kaktüs çiçeği bulmak gibi.
Well, isn't this like finding four peas in a pod.
Pekâlâ, bu dört yapraklı yonca bulmak gibi değil.
When I met them, it was like finding a family.
Onlarla tanıştığımda, ailemi bulmuş gibiydim.
It was"like finding a mouse the size of a cow.
Bu,'' inek boyunda bir fare bulmak'' gibiydi.
It's like finding Steve Wozniak at 18.
Senin 18 yaşındayken, Steve Wozniakı keşfetmen gibi.
It's like Finding Nemo.
Bu Nemoyu bulmak. filmi gibi.
It's like finding a fingerprint.
Parmak izi bulmak gibi oldu.
You mean like finding her car abandoned in the middle of nowhere?
Mesela arabasını ıssız bir yerde terk edilmiş olarak bulmak gibi mi?
finding this man is like finding.
devenin üzerinde iğne bulmaya benzer.
Finding the perfect tree is like finding the perfect man.
Doğru ağacı bulmak doğru erkeği bulmaya benzer.
Like finding a previous life again.
Önceki hayatımıza yeniden rastlamak gibi.
Archeology isn't like finding honey.
Arkeoloji bal bulmaya benzemez.
Like finding our ghost hero who's lost in Limbo land?
Arafta kaybolmuş hayalet kahramanımızı bulmak gibi mi?
Yeah, like finding Tarn Vedra.
Evet, Vedra gölünü bulmak istiyorsunuz.
In a way, this is like finding eternal love.
Bir bakıma, bu sonsuz aşkı bulmaya benziyor.
Turns out even the little things like finding an apartment. Are tough when you got no id,
Sorun şu ki bir daire bulmak gibi küçük şeyler bile kimliğin, banka hesabın,
Like finding wild onions by the side of a road, or requited love.
Minik zevkler, keşfetmek gibi… Yol kenarındaki yabani soğanlar
We got a canine unit coming in to help, but finding this mummy might be like finding the lost ark.
Yardım etmesi için K-9 Timini çağırdık ama bu mumyayı bulmak Ahit Sandığını bulmak gibi bir şey.
Besides, I have much more pressing business to attend to, like finding Lady Alexander, whoever and wherever she may be.
Ayrıca halletmem gereken daha acil işler var Lady Alexanderı bulmak gibi. Kimse ve neredeyse artık.
Results: 129, Time: 0.0513

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish