FINDING WAYS in Turkish translation

['faindiŋ weiz]
['faindiŋ weiz]
yollar bulmak
to find a way
yollar buluyordu
yollarını bulmak
to find a way
yollar bulmakta
to find a way

Examples of using Finding ways in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Help us look for life on Mars. valley that might support microbial activity We're going to the one oasis in the middle of that big and finding ways that life can survive in Antarctica is gonna.
Bu büyük vadinin ortasında, mikrobik etkinliği destekleyebilecek kalabildiği yollar bulmak, bize Marsta yaşam aramakta yardımcı olacak. olan tek vahaya gidiyoruz ve Antarktikada hayatın ayakta.
Valley that might support microbial activity help us look for life on Mars. and finding ways that life can survive in Antarctica is gonna We're going to the one oasis in the middle of that big.
Bu büyük vadinin ortasında, mikrobik etkinliği destekleyebilecek kalabildiği yollar bulmak, bize Marsta yaşam aramakta yardımcı olacak. olan tek vahaya gidiyoruz ve Antarktikada hayatın ayakta.
Based on finding ways to cheat. to leave a man for cheating at home, And she decided it would be hypocritical when the expensive life she enjoyed so much was paid for by a man whose job was.
Evde aldatan bir adamı terketmenin… ödeniyor olmasıyla çelişeceğine karar verdi. işi aldatmanın yollarını bulmak olan biri tarafından çok sevdiği pahalı hayatın.
And finding ways that life can survive in Antarctica is gonna We're going to the one oasis in the middle of that big valley that might support microbial activity help us look for life on Mars.
Bu büyük vadinin ortasında, mikrobik etkinliği destekleyebilecek kalabildiği yollar bulmak, bize Marsta yaşam aramakta yardımcı olacak. olan tek vahaya gidiyoruz ve Antarktikada hayatın ayakta.
Was paid for by a man whose job was based on finding ways to cheat. And she decided it would be hypocritical to leave a man for cheating at home, when the expensive life she enjoyed so much.
Evde aldatan bir adamı terketmenin… ödeniyor olmasıyla çelişeceğine karar verdi. işi aldatmanın yollarını bulmak olan biri tarafından çok sevdiği pahalı hayatın.
Valley that might support microbial activity We're going to the one oasis in the middle of that big and finding ways that life can survive in Antarctica is gonna help us look for life on Mars.
Bu büyük vadinin ortasında, mikrobik etkinliği destekleyebilecek kalabildiği yollar bulmak, bize Marsta yaşam aramakta yardımcı olacak. olan tek vahaya gidiyoruz ve Antarktikada hayatın ayakta.
with responsibility for producing nuclear reactors to convert uranium into plutonium, finding ways to separate the plutonium from the uranium and to design an atomic bomb.
çevirecek reaktörleri üretmek ve tasarlamak, uranyum ile plutonyumu birbirinden ayıracak yolları bulmak ve bombanın tasarımını yapmak vardır.
With patterning, maybe create some of that drama that I love, but not necessarily in the way that, you know, I'm used to. I think finding ways to be more innovative with cuts.
Yollarını bulabilir, yapmayı sevdiğim ilginçlikleri ekleyebilirdik, alışkın olduğum tarzın dışına çıkarak yani. Kesimle, desenle daha yaratıcı olmanın.
boosting the supply of oil and gas pipeline and electricity transfer systems, and finding ways to make use of Kosovo lignite for the needs of Macedonia's thermoelectric plant at Bitola.
doğal gaz boru hattı ve elektrik nakil sistemlerinin geliştirilmesi ve Makedonyanın Bitoladaki termik santralinin ihtiyaçlarını karşılamak için Kosova linyitinden faydalanmanın yollarının bulunmasını saydı.
now you find couples of all ages flocking to workshops, or maybe just on their own in their own bedrooms, finding ways to put on the brakes and have better sex.
her yaştan workshoplara yada kendi başlarına yatak odalarına akın edip frene basma yollarını bulan ve daha iyi seks yapan çiftleri görürsünüz.
He raise it up, they find ways to smack it back down.
Kaldırırsa, indirecek bir yol bulur onlar.
But he was a resourceful child who found ways to communicate.
Ama iletişimin yolunu bulan becerikli bir çocuktu.
I guess I have to find ways to be useful.
İşe yaramanın bir yolunu bulmak zorundaydım.
I just found ways to go wherever she was.
Bir yolunu bulup o neredeyse ben de oraya gidiyordum.
I wouldn't have to find ways to kill time in Philadelphia.
Philadelphia da zaman öldürmenin yollarını aramak zorunda kalmayacaktım.
Perhaps your mind found ways to bend the details?
Belki de aklın detayları değiştirmek için bir yol bulmuştur,?
And whoever it lands on… well, people find ways to even the score.
Kime konarsa konsun insanlar olup biteni bilmek için bir yol bulur.
So you have to find ways to hold their interest.
İlgilerini çekmek için yöntemler bulmak zorundasın.
But I found ways to handle them.
Ama onlarla başa çıkmanın yollarını buldum.
The aim was to help farmers find ways to meet consumer needs.
Toplantının amacı, çiftçilerin tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılamanın yollarını bulmasına yardım etmekti.
Results: 43, Time: 0.0485

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish