MAKING DINNER in Turkish translation

['meikiŋ 'dinər]
['meikiŋ 'dinər]
yemek hazırlıyor
making dinner
preparing food
preparing a dinner
yemek yaptığın
cook
to make dinner
food
supper
meal
making you lunch
dining
to eat
yemek pişirmek
cook
cuisine
culinary
yemek yapmaya
cook
to make dinner
food
supper
meal
making you lunch
dining
to eat
yemek hazırlamak
making dinner
preparing food
preparing a dinner
yemek hazırlıyorum
making dinner
preparing food
preparing a dinner
yemek yapmakta
cook
to make dinner
food
supper
meal
making you lunch
dining
to eat
yemek yapmakla
cook
to make dinner
food
supper
meal
making you lunch
dining
to eat
akşam yaptığınız

Examples of using Making dinner in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But… the $20 bill, making dinner for dead people, the crazy crossword.
Dolarlık banknot, ölülere yemek hazırlamalar saçma sapan bulmacalar.
Making dinner, day in, day out.
Yemek hazırlama, her gün.
I will start making dinner, because they will be here soon.
Ben yemeği hazırlamaya başlayayım, gelmelerine az kaldı.
And making dinner or feeding their babies. You get the enemy when they're relaxed.
Düşmanın gevşeyip yemek hazırladığı ya da… bebeklerini yedirdiği anı seçersin.
Someone making dinner for me sounds nice.
Birinin bana yemek pişirmesi kulağa hoş geliyor.
I can't even think of making dinner.
Yemek yapmayı düşünemiyorum bile.
You get the enemy when they're relaxed and making dinner or feeding their babies.
Düşmanın gevşeyip yemek hazırladığı ya da… bebeklerini yedirdiği anı seçersin.
That's Mom and Aunt Kelly making dinner.
Annem ve Kelly Teyzem yemek hazırlıyorlar.
I was only worried about making dinner for nothing.
Ben sadece boş yere yemek yapmak istemedim.
Bye, daddy's making dinner.
Güle güle, baba en yemeği yapma.
I'm in the kitchen making dinner.
Ben mutfağa gidip, yemeği hazırlıyorum.
Making dinner.
Akşam yemeğini hazırlıyor.
But Charlie's making dinner, and I am dying to see my kid.
Ama Charlie yemek yapacak. Hem bebeğimi görmek için ölüyorum.
I was gonna make something called,"my husband's making dinner for me.
Kocam akşam yemeği hazırlıyor olayına ne dersin.
Susan's making dinner.
Susan akşam yemeği hazırlıyor.
Water Boiling Ramona, I don't think making dinner is gonna distract Mom from your hair.
Ramona, yemek hazırlayarak Annemin saçlarını görmesini engelleyeceğini sanmıyorum.
Maybe making dinner or dancing to their favorite song.
Belki birlikte yemek hazırlıyorlardır ya da en sevdikleri şarkıda dans ediyorlardır.
Irina's making dinner.
Irina akşam yemeğini hazırlıyor.
Making dinner.
Akşam yemeği hazırlıyorum.
Me making dinner while you vacuum the rug?
Sen halıyı süpürürken ben akşam yemeği mi yapacaktım?
Results: 98, Time: 0.0565

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish