MISERABLY in Turkish translation

['mizrəbli]
['mizrəbli]
sefilce
miserable
wretched
poor
pathetic
godforsaken
squalid
loser
abject
sordid
misery
sefil bir şekilde
berbat bir şekilde
kötü
bad
evil
terrible
badly
awful
nasty
poor
horrible
wicked
ill
sefil
miserable
wretched
poor
pathetic
godforsaken
squalid
loser
abject
sordid
misery

Examples of using Miserably in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You had a duty to protect her, and you failed, miserably.
Onu korumak görevindi ve sen berbat bir şekilde başarısız oldun.
My day also started miserably, I'm now dining with the Embassador.
Benimki de sefilliklerle başladı, şimdi büyükelçi ile akşam yemeğindeyim.
You treated her miserably, and you should be ashamed.
Ona çok kötü davrandın ve kendinden utanmalısın.
Even if we live miserably, this world is a better place.
Hayatımız berbat olsa da bu dünya yine diğerinden iyidir.
But they are miserably poor.
Fakat onlar son derece fakirler.
Two endeavors at which I have failed miserably.
Çok fena başarısız olduğum iki uğraş.
If we play badminton, we would lose miserably!
Badminton oynasak, sefil bir hâlde kaybederdik!
I failed miserably.
Ben berbat şekilde başarısız oldum.
I have failed miserably.
Ben berbat şekilde başarısız oldum.
No. You were groaning miserably earlier.
Az önce sefil bir hâlde inliyordun. Hayır.
But I'm miserably lonesome.
Ama acınası bir yalnızlık.
And the blade in the dark failed miserably.
Ayrıca karanlıktaki bıçak acınası bir şekilde başarısızlığa uğradı.
I will not let- miserably.
İzin vermiycem- zavallı.
Boussac behaved miserably.
Boussacın davranışı rezilceydi.
In a justice system designed for him to thrive, he's failed miserably twice.
Başarılı olması için tasarlanan bir adalet sisteminde… iki kez hüsrana uğradı.
I was testing you and you failed… miserably.
Seni test ettim, başarısız oldun. Acınası bir şekilde.
you fought miserably for Pompey.
Pompey için umutsuzca savaştınız.
in the hope that he would drown miserably.
önce onu komutanlığa yükseltti.
Buffy tried to go up against Glory and failed miserably.
Buffy Gloryyle karşılaşır ve fena bir yenilgiye uğrar.
He treated people miserably.
İnsanlara acımasızca davranıyordu. Bir gangsterdi.
Results: 73, Time: 0.0651

Top dictionary queries

English - Turkish