NEVER-ENDING in Turkish translation

sonsuz
infinite
eternal
endless
forever
everlasting
infinity
eternity
unlimited
ultimate
boundless
asla bitmeyen
sonu
last
final
past
end
recent
late
lately
bitmez tükenmez
asla bitmeyecek
hiç bitmeyecek

Examples of using Never-ending in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
My soul in never-ending torment.
Ruhumun işkencesi asla bitmeyecek.
Your never-ending woman's troubles.
Siz kadınların sorunları hiç bitmiyor.
On a never-ending march. Within days they will have to keep up with their parents.
Birkaç gün sonra ailelerinin hiç bitmeyen yürüyüşüne… katılmak zorundalar.
You promised us spoils, never-ending growth.
Ganimet, sonsuz büyüme sözü verdin.
The wait seems never-ending.
Bekleyiş hiç bitmeyecek gibi.
Never-ending blue sky expanded above.
Havadaki mavi gökyüzü asla bitmeyecek.
War- always going on and never-ending.
Savaş her daim devam ediyor ve hiç bitmiyor.
So with this never-ending supply of food,
Bu hiç bitmeyen yiyecek tedarikiyle,
In this never-ending journey which we are traveling together.
Birlikte seyahat ettiğimiz bu sonsuz yolculukta.
Never-ending blue sky expands above.
Yukarıda büyüyen mavi gökyüzü asla bitmeyecek.
Yes. Much to my never-ending shame.
Evet, benim için hiç bitmeyecek bir utanç.
Never-ending red tape and paperwork.
Bürokrasi ve evrak işi hiç bitmiyor.
An8}When I'm the one who locked you in a prison of never-ending time.
Anılarını defalarca elinden aldım. Seni hiç bitmeyen bir zaman hapishanesinde kilitleyip.
The battle of good versus evil is never-ending… because evil always survives.
Kötülük hep var olacak… İyi ile kötü arasındaki savaş hiç bitmeyecek.
The circular logic dictating his never-ending cycle was not formed overnight.
Döngüsel mantık bu döngünün hiç bitmeyeceğini dikte ediyor ve bu bir gecede oluşmamıştır.
On the contrary, it will become never-ending.
Tam tersine, hiç bitmez hâle gelecek.
In honor of your never-ending quest to personally babysit each and every American citizen.
Sizin her bir Amerikan vatandaşına bebek bakıcılığı yapmak için bitmek bilmez arayışınız onuruna.
All the never-ending possibility that I can see.
İhtimaller listesi uzun Göremiyorum sonunu.
At last, this never-ending day is over.
Nihayet bu bitmeyen gün bitti..
A never-ending never.
Sonuna kadar asla.
Results: 188, Time: 0.0547

Top dictionary queries

English - Turkish