PARCELS in Turkish translation

['pɑːslz]
['pɑːslz]
paketler
package
packet
parcel
delivery
takeout
packs
bags
wrapping
boxes
bitty
parselleri
parcel
plot
lot
kolilerin
duct
boxes
parcel
cases
kohlii
koliler
paketleri
package
packet
parcel
delivery
takeout
packs
bags
wrapping
boxes
bitty
paket
package
packet
parcel
delivery
takeout
packs
bags
wrapping
boxes
bitty
kolileri
duct
boxes
parcel
cases
kohlii
parsel
parcel
plot
lot
parsellerce
parcel
plot
lot
paketi
package
packet
parcel
delivery
takeout
packs
bags
wrapping
boxes
bitty

Examples of using Parcels in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And all that separates two larger parcels of mine.
Ve tüm şu müstakil 2 büyük parsel de benim.
Over here, please. We're packing parcels.
Bu tarafa lütfen, kolileri paketliyoruz.
Last month we sent two parcels of red copper to auction.
Geçen ay, açık artırmaya iki paket kırmızı bakır gönderdik.
Everyone had parcels.
Herkesin paketi vardı.
He switched parcels as he helped me down from the train.
Trenden inmeme yardım ederken paketleri değiştirdi.
He bought a couple parcels of land with a real-estate holding company, Landale.
Landale adında bir emlak şirketinden birkaç parsel arsa satın almış.
Hundreds of conveyors, pumping parcels down to our fully-automated lower level.
Tam otomatikleştirilmiş alt seviyemize pompalıyor Binlerce taşıcıyı, kolileri.
You will get permission to go out for letters and parcels from home.
Evden, mektup ve paket alma hakkını kazanacaksın.
Major, move those parcels to the sickbay.
Binbaşı, bu paketleri revire götürün.
Beginning tonight, Red Cross parcels will be distributed once a week.
Bu akşamdan başlayarak, haftada bir Kızılhaç paketi dağıtılacak.
Parcels from Germany were my geography classes.
Almanyadan gelen kolilerde coğrafya derslerim vardı.
Where are the parcels?
Paketim nerede?
Same thing with all the parcels.
Bütün kolilerde aynı şey.
Take your parcels.
Take your parcels. Here's your hat.
Paketlerini al. Şapkanı giy.
Thank you for sending the parcels of books up so promptly.
Kitap kolilerini bu kadar hızlı gönderdiğin için teşekkür ederim.
You carry my parcels and we go to bed?
Sen paketlerimi taşıyacaksın ve bende seninle yatacağım?
So I had… my parcels and her parcel..
Yani benim paketlerim ve… onun paketleri vardı.
You know how I look forward to your visits, Jackie… with your little parcels.
Ziyaretlerini dört gözle beklediğimi biliyorsun Jackie küçük paketlerinle birlikte.
Because it is just one of millions of parcels that are passing through the mails.
Çünkü o koli, posta sisteminden geçen milyonlarca koliden sadece biri.
Results: 94, Time: 0.0651

Top dictionary queries

English - Turkish