PROXIMITY in Turkish translation

[prɒk'simiti]
[prɒk'simiti]
yakın
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
yakınlık
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
çevresine
environmental
perimeter
ambient
nearby
surroundings
circumference
surrounding
neighborhood
peripheral
circle
mesafe
distance
range
far
space
away
length
mileage
proximity
spacing
yakınlığı
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
yakınlaşma
close
near
burn
soon
nearby
intimate
immediate
recent
imminent
nearly
çevre
environmental
perimeter
ambient
nearby
surroundings
circumference
surrounding
neighborhood
peripheral
circle

Examples of using Proximity in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
At that proximity G.S.R. 's invalid.
Bu mesafede atış artığı geçersizdir.
Our proximity to the storm is interfering with the device.
Fırtınaya olan yakınlığımız cihazı engelliyor.
Proximity, apparently, has no bearing on this phenomenon.
Yakınlığın, bu fenomen üzerinde hiçbir ilgisi yok gibi görünüyor.
Proximity alert.
Yakınlaşıyor Alarmı.
The proximity to Paradip Port comes as an added advantage.
Yakınlarında Pleistosen bir gölün varlığı ek bir avantaj sağlamış olmalıdır.
It has proximity, it has the right orbit,
Doğru yakınlığa sahip, doğru eksende,
Can have a castrating effect. It's true, that subconsciously, the proximity of the mother.
Anneye yakınlığın bilinçaltında hadım etkisi yaratabildiği… bir gerçek.
You two. Watch your proximity.
Sizler, yakınlaşmamaya dikkat edin.
Watch your proximity. You two.
Sizler, yakınlaşmamaya dikkat edin.
My proximity to you negated the chance of my ever being a success.
Sana olan yakınlığım… başarılı olma şansımı tamamen etkiledi.
Negated the chance of my ever being a success. My proximity to you.
Sana olan yakınlığım… başarılı olma şansımı tamamen etkiledi.
He picks banks based on proximity to police stations.
Polis merkezlerine yakınlığına göre seçiyor bankaları.
People fall in love because of proximity.
İnsanlar yakınında olanlara aşık olurlar.
We can't rule out the robot's proximity… to the death of Dr. Lanning.
Robotun Dr. Lanningin ölümüne yakınlığını… göz ardı edemeyiz.
We can't rule out the robot's proximity… to the death of Dr. Lanning.
Robotun Dr. Lanningin öIümüne yakınlığını… göz ardı edemeyiz.
Proximity caution.
Yakınlığa dikkat edin.
Proximity to him must be a factor.
Yakınlaşmanız bir faktör olmalı.
But again, always using color and personalized proximity to that information.
Tekrar söylüyorum, her zaman renk kullanarak ve bu bilginin normale kişisel yakınlığını göstererek.
Two gates cannot dial each other In this close a proximity.
İki geçit, bu kadar yakın mesafeden birbirini tuşlayamaz.
I don't know about you, but I don't appreciate this forced proximity to each other.
Seni bilmem ama ben bu zorunlu yakınlıktan memnun değilim.
Results: 381, Time: 0.0638

Top dictionary queries

English - Turkish