READINESS in Turkish translation

['redinəs]
['redinəs]
hazırlık
preparation
prep
ready
prepare
preparatory
preparedness
readiness
preliminary
arrangements
pre-season
hazır olduğunu
to be ready
to be prepared
get ready
durum
situation
status
case
condition
state
occasion
position
how
's
things
hazırlığı
preparation
prep
ready
prepare
preparatory
preparedness
readiness
preliminary
arrangements
pre-season
hazır olduğuna
to be ready
to be prepared
get ready
hazır olduklarını
to be ready
to be prepared
get ready
hazırlığını
preparation
prep
ready
prepare
preparatory
preparedness
readiness
preliminary
arrangements
pre-season

Examples of using Readiness in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Maximum readiness. Jack, we're in Olson's files.
Geçilsin. Maksimum saldırı durumuna Jack, Olsonun dosyalarını çözdük.
Jack, we're in Olson's files. Maximum readiness.
Geçilsin. Maksimum saldırı durumuna Jack, Olsonun dosyalarını çözdük.
Usually, the, uh, family readiness group… thank you, colonel.
Genellikle, Aile Karşılama Grubu… Sağ olun albay.
True readiness is a notoriously difficult state to achieve.
Gerçekten hazır olmak, ulaşması zor bir şeydir.
I shall order the execution under being readiness.
İnfazın hazır olmasını emredeceğim.
He has signalled his readiness for future co-operation with the UDF and the DSB.
Borissov ayrıca gelecekte UDF ve DSB ile işbirliği yapmaya hazır olduğunun da sinyallerini verdi.
For you, I lack readiness.
Sen olmazsan hevesim eksik.
Usually the family readiness group.
Genellikle, Aile Karşılama Grubu.
Rescue services and readiness.
Can kurtarma ve güvenlik.
I asked mr. Weiss To pull up the latest white house readiness protocols.
Bay Weissdan Beyaz Sarayın hazırlanma protokollerini istemiştim.
Th squadron, Escort 916 in combat readiness!
Filo, Muhafız birliği 916 savaşa hazır!
After that, the EU will assess BiH's readiness for official candidate status.
Bundan sonra da AB, BHnin resmi aday statüsüne hazır olup olmadığını değerlendirecek.
The Family Readiness Group is full of great people that support their families overseas and each other at home.
Aile Hazırlık Grubu yurt dışında görevde olanların ailelerini destekleyen harika insanlarla dolu.
Russia's Shmatko expressed readiness for a similar deal.
Rus bakan Şmatko da benzer bir anlaşmaya hazır olduğunu ifade etti.
In October, the EC is expected to issue a progress report, its final position on Bulgaria's readiness to enter the EU on 1 January 2007.
AKnin, Bulgaristanın 1 Ocak 2007de ABye girmeye hazırlık durumu hakkında Ekim ayında bir ilerleme raporu yayınlaması bekleniyor.
However, when Allah saw Ibrahim's readiness to do so, he allowed him to slaughter a ram instead of his own son.
Fakat Allah İbrahimin bunu yapmaya hazır olduğunu görünce, onun kendi oğlu yerine bir koçu kurban etmesine izin veriyor.
The readiness of FEMA's national emergency response teams was inadequate
FEMAdaki millî acil yardım ekiplerinin hazırlığı yeterli değildir
They have an opportunity to demonstrate BiH's readiness to move forward with reforms and bring the country closer to the EU.
Liderler BHnin reformlarla ilerlemeye hazır olduğunu gösterme ve ülkeyi ABye yaklaştırma fırsatına sahipler.
Is a part of Family Readiness Group, and, um… I… I'm… So… the Casualty Response Team.
Aile Hazırlık Grubunun bir parçasıdır, Ve, um… Ben… ben.
Noting Brussels' readiness to support the dialogue between the two countries, the top diplomats also reaffirmed the"European perspective of the Western Balkans.
Brükselin iki ülke arasındaki diyalogu desteklemeye hazır olduğuna dikkat çeken üst düzey diplomatlar,'' Batı Balkanların Avrupalı perspektifini'' de yinelediler.
Results: 163, Time: 0.0783

Top dictionary queries

English - Turkish