RELATIVELY in Turkish translation

['relətivli]
['relətivli]
nispeten
relatively
comparatively
slightly
görece
relatively
comparatively
oldukça
pretty
quite
very
rather
fairly
really
extremely
highly
lot
well
kısmen
partially
partly
in part
moderately
slightly
relatively
daha
more
another
yet
much
just
one more
again
have
never
even
göreli olarak
relatively
göreceli
relatively
comparatively
görecenin
relatively
comparatively

Examples of using Relatively in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The church is relatively new having been constructed as part of the re-development of the area.
Daha sonra Pakradunîler tarafında yeniden onarıldığı gibi yeni kiliselerde inşa edildi.
Alnilam's relatively simple spectrum has made it useful for studying the interstellar medium.
Alnilamın görece olarak basit olan tayfı, yıldızlararası madde çalışmalarında çok yararlı olmuştur.
You're a relatively young man still.
Sen diğerlerine göre hala genç bir adamsın.
The legs are relatively long and slender.
Bacaklar daha çok ince ve uzun yapılı.
So this is, relatively, a new show that we're now beginning to tour.
Bu yeni bir şov sayılır, bugünlerde bir tura başlıyoruz.
First war with Rome with relatively little success*359-363: Second war with Rome.
Nispeten az başarı getiren Romayla ilk savaş.
It was well received by critics but sold relatively poorly.
Eleştirmenlerden az sayıda ama olumlu tepkiler alsa da çok az sattı.
Uranus seems to be Relatively calm, and scientists Think they know why.
Uranus, diğerlerine göre daha sakin görünüyor, Bilimadamları bunun sebebini bildiklerini tahmin ediyor.
And a relatively calm sea.
Ve durgun sayılabilecek bir deniz.
Ya need a tune-up game. Relatively simple.
Diğerlerine göre basit. Senin bir maç ayarlaman lazım.
All right. Relatively simple.
Pekâlâ. Diğerlerine göre basit.
Yet relatively few people knew about his new book.
Ancak nispeten çok az insan onun yeni kitabından haberdar.
Relatively, you say?
Görece mi dedin?
You say relatively?
Görece mi dedin?
We thought this was a relatively pristine environment.
Buranın nispeten daha el değmemiş bir yer olduğunu düşünmüştük.
Filtering lead is relatively easy.
Kurşunu filtrelemek nispeten daha kolay.
Try some relatively safe treatments?
Görece daha güvenli tedavileri denemek?
On the other hand, he felt relatively comfortable.
Diğer yandan kendini görece daha rahat hissediyordu.
On the other hand, he felt relatively at ease.
Diğer yandan kendini görece daha rahat hissediyordu.
They have relatively few employees.
Nispeten az çalışanları var.
Results: 1458, Time: 0.065

Top dictionary queries

English - Turkish