RESTRICT in Turkish translation

[ri'strikt]
[ri'strikt]
kısıtla
limiting
restricting
sınırla
to limit
sınırlandırıp
border
boundary
limit
frontier
line
perimeter
borderline
demarcation
fringe
no bounds
kısıtlandı
limiting
restricting
daraltacağı

Examples of using Restrict in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Journalists of all political stripes face policies that restrict reporting.
Bütün siyasi kulvarlardaki gazeteciler, haber yapmayı kısıtlayan politikalarla karşılaşıyor.
What, and restrict trade?
Ne yani, ticareti mi kısıtlayacaklar?
Computer… transfer controls to hologrid program Barclay pi-three and restrict access!
Bilgisayar… kontrolleri sanal oda program Barclay pi üçe naklet ve girişleri engelle.
What? and get fingerprints off the thing to catch the crook! If we found the missing motorcycle, we have to restrict the area.
Ne? Kayıp motosikleti bulduysak alanı sınırlandırıp… o sahtekarı yakalamak için parmak izi almamız lazım.
If you're looking to grab someone stuck in that traffic jam, you need a choke point-- a place where road conditions restrict visibility.
Eğer bu trafik sıkışıklığı sırasında, birilerini yakalamak istiyorsanız yol koşullarının görüş mesafesini daraltacağı bir boğum noktası belirlemelisiniz.
You need a choke point, a place where road conditions restrict visibility. If you're looking to grab someone stuck in that traffic jam.
Eğer bu trafik sıkışıklığı sırasında, birilerini yakalamak istiyorsanız… yol koşullarının görüş mesafesini daraltacağı… bir boğum noktası belirlemelisiniz.
Soviet buildup of tanks and aircraft have… MAN 2: Ali citizens to stay on their jobs, restrict unnecessary travel.
Sovyet tanklarının ve uçaklarının takviyesi… Tüm vatandaşların işlerinde kalmaları istendi, gereksiz seyahatler kısıtlandı.
Ali citizens to stay on their jobs, restrict unnecessary travel… Soviet buildup of tanks and aircraft have.
Sovyet tanklarının ve uçaklarının takviyesi… Tüm vatandaşların işlerinde kalmaları istendi, gereksiz seyahatler kısıtlandı.
we don't have to restrict ourself in one option!
Kendimizi tek bir seçenekle kısıtlamaya gerek yok!
The elimination of agreements which restrict competition and of abuses of adominant positione.
Rekabeti sınırlayan anlaşmaların ve hakim durumun kötüye kullanılmasının(
for the simple examples below, we will restrict ourselves to the field of rational numbers.
gerekir aşağıdaki basit örneklerle, biz rasyonel sayılar alanına kendimizi kısıtlamış olacağız.
the other time frame. But to interact with it, we have to restrict the field.
o ortamla etkileşime gireceksek alanı kısıtlamak zorunda kalacağız.
I take the… annoying freedoms that restrict me… and flush them down the sewer.
Ben alıyorum… sinir bozucu özgürlükler beni kısıtlıyor… ve onları kanalizasyona indirin.
And I moved to another country where governments restrict abortions. where the government forced women to abort, I'm struck by the irony that I left a country.
Devletin, kadınları kürtaja zorladığı bir ülkeden… devletin… kürtajı sınırladığı bir ülkeye taşınmanın ironisiyle sarsıldım.
sites but cannot restrict overseas sites.
deniz aşırı siteleri kısıtlayamıyor.
And position this tablet right in front of your face. Restrict all movement, except for eyesight?
Gözlerin dışında bütün hareketlerini kısıtlarsam ve bu tableti yüzünün önünde tutarsam?
The sort of hateful social media campaign that undoubtedly contributed towards his murder? in order to better restrict Firstly, what new laws, if any, do we need?
Medya kampanyasını daha iyi sınırlamak için Birincisi, hangi yeni yasalara ihtiyacımız var, nefret dolu sosyal ki şüphesiz bu cinayete katkıda bulunmuştur?
other laws greatly restrict or even forbid their alteration.
koruma altına alınmıştır ve değiştirilmeleri ya çok kısıtlanmış ya da yasaklanmıştır.
No, Lulu, look, you just can't handle the fact… that unless international communities come together… and restrict everything, including miniaturization… Go tell her.
Hayır, Lulu, şu gerçeği kabullenemiyorsun… uluslararası camia bir araya gelip… minyatürleştirme dâhil, her şeyi yasaklamadıkça.
Clinton warned Turkey about its own democracy, including efforts to limit media and restrict freedom of expression.
Türkiyeyi medyayı sınırlama ve ifade özgürlüğünü kısıtlama çabaları da dahil olmak üzere kendi demokrasisi konusunda uyardı.
Results: 55, Time: 0.0568

Top dictionary queries

English - Turkish