ROOTS in Turkish translation

[ruːts]
[ruːts]
kökleri
root
stem
radical
origin
roots
kökeni
original
roots
an origin
of provenance
rootsu
bu kökler
köklerini
root
stem
radical
origin
kök
root
stem
radical
origin
kökü
root
stem
radical
origin
kökenleri
original
roots
an origin
of provenance
kökenlerini
original
roots
an origin
of provenance
kökenlerine
original
roots
an origin
of provenance
rootsun
rootsa

Examples of using Roots in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The Roots' strong narrative style characterised much of Survival's output.
Rootsun güçlü anlatı biçimi,'' Survivalın çıktısı'' nın çoğunu karakterize etti.
I know they certainly wanted her connected to her roots.
Kızımın kökenlerine bağlanmasını istediklerini biliyorum.
Some spells in Diana's book requires certain herbs and roots.
Diananın kitabındaki bazı büyüler belli başlı şifalı bitkileri ve… kökenleri gerektiriyor.
Dozens of ancient languages, to their roots. I spent two years deconstructing.
Bir düzine antik dili kökenlerine kadar analiz etmek için iki yılımı harcadım.
To understand why Roots is failing,
Rootsun neden başarısız olduğunu anlamak için Fluffy
Go to Roots bar, enjoy a beer,
Rootsa gidin, biranın keyfini çıkarın
Shtetl roots.
Shtetl kökenleri.
Let's move to the roots of music.
Müziğin kökenlerine inelim.
As well as rundown, Roots feels drab and unfocused.
Rootsun köhne olduğu kadar, sıkıcı ve karmaşık bir havası var.
Meeting Robert really got my wheels turning on what Roots means.
Robertla tanışınca Rootsun anlamı hakkında kafamda bazı şeyler aydınlandı.
I spent two years deconstructing dozens of ancient languages to their roots.
İki yılımı, onlarca antik dili kökenlerine kadar araştırarak geçirdim.
Our roots in Europe go back to the time of Charlemagne.
Avrupadaki köklerimiz Şarlman zamanına kadar uzanır.
I'm Chinese, I gotta go back to my roots.
Ben Çinliyim, köklerime geri dönmem lazım.
Our roots are in this town,
Bizim köklerimiz bu kasabaya dayanıyor,
With that many roots, I would say at least a couple years.
Bu kadar köke bakılırsa, en az birkaç yıl diyebilirim.
When you reach the roots, My dear all Sisters! You will reach the nirvana.
Ağacın köküne vardığınız zaman bütün rahibeler Nirvanaya ulaşacaksınız.
Our musical roots are hopelessly intertwined.
Müzikal köklerimiz umutsuzca birbirine geçmiş durumda.
And I hate lotus roots.
Ve nilüfer kökünden de nefret ediyorum.
They clamber up the trees whose roots have provided them with sap for all of those 17 years.
Yıl boyunca kendilerine köklerinden özsu sunmuş olan o ağaçlara tırmanırlar.
I always enjoy comingto cleaves mills. Back to my roots.
Cleaves Millse gelmek, köklerime dönmek her zaman bana zevk verir.
Results: 1387, Time: 0.0696

Top dictionary queries

English - Turkish