SCEPTICISM in Turkish translation

['skeptisizəm]
['skeptisizəm]
şüphecilik
doubt
suspicion
indeed
surely
suspicious
verily
suspect
lo
skepticism
kuşku
doubt
suspicion
question
distrust
cynical
are skeptical
cynicism
şüpheciliğimi
doubt
suspicion
indeed
surely
suspicious
verily
suspect
lo
skepticism
şüpheyi
doubt
suspicion
indeed
surely
suspicious
verily
suspect
lo
skepticism
şüphe
doubt
suspicion
indeed
surely
suspicious
verily
suspect
lo
skepticism

Examples of using Scepticism in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
However some diplomats have voiced scepticism that Croatia's talks can begin before the end of Luxembourg's presidency.
Ancak bazı diplomatlar, Hırvatistanın üyelik müzakerelerine Lüksemburgun başkanlığı bitmeden başlayabileceğinden duydukları şüpheleri dile getirdiler.
But the official claim- that a man once touted as a potential president, suddenly wanted to run Russia's environmental policy- has been met with great scepticism.
Ancak başkan olabilecek bir kişinin birden Rusyanın çevre politikasını yönlendirmek istemesi yönündeki resmi açıklama büyük şüphelerle karşılandı.
KB, a political writer and founder of the blog Kurdistan Commentary, expressed scepticism about Turkey's readiness for such autonomy.
Siyaset yazarı ve Kurdistan Commentary adlı blogun kurucusu KB ise, Türkiyenin bu tür bir özerkliğe hazır olduğundan şüpheli.
According to Eurobarometer, the results probably do not indicate growing scepticism about the EU in general, but rather a widespread belief that the elections will make no tangible difference.
Eurobarometera göre, elde edilen sonuçlar muhtemelen ABye ilişkin giderek büyüyen bir şüpheyi değil de, seçimlerin somut bir fark yaratmayacağına dair yaygın bir kanıyı işaret ediyor.
The escalating debt crisis within the 17-nation Eurozone and growing scepticism that European policy makers are able to resolve it are among the factors that have been fuelling anxiety among investors in recent weeks.
Ülkeden oluşan avro bölgesinde ortaya çıkan kriz ve Avrupalı politika belirleyicilerinin onu çözemeyeceği yönünde artan şüphecilik, son haftalarda yatırımcılar arasındaki endişeyi körükleyen faktörler arasında yer alıyor.
We all know that for understandable historical reasons, there might be some scepticism in Serbia in regards to a relationship with NATO," the former Danish prime minister said during a daylong visit to Sofia in May.
Eski Danimarka Başbakanı Mayıs ayında Sofyaya yaptığı bir günlük ziyarette,'' Anlaşılabilir tarihsel nedenlerden ötürü, Sırbistanda NATO ile ilişki konusunda bir miktar kuşku olabileceğini hepimiz biliyoruz.'' dedi.
Forgive my scepticism, but of all the reporters out there, why would Clive McTaggart call a reporter from a tabloid newspaper that has a,
Şüpheciliğimi bağışla, fakat dışarıda o kadar gazeteci varken Clive McTaggart neden boyalı basından bir gazeteciyi şöyle diyelim mi,
He also voiced scepticism that Greece would be able to meet its 2005 budget deficit target of 2.8 per cent of GDP, which depends on economic growth of 3.9 per cent.
Almunia ayrıca, Yunanistanın 2005 yılı için öngördüğü ve yüzde 3,9luk bir ekonomik büyümeye bağlı olan GSYİHnın yüzde 2,8i kadar bir bütçe açığı hedefini tutturabileceğinden duyduğu şüpheyi de dile getirdi.
But the move was met with scepticism by EU, US and Russian officials, as Iran also vowed to keep its 20% enrichment programme in place-- in violation of UN Security Council resolutions.
Ancak hareket, İranın BM Güvenlik Konseyi kararlarını çiğneyerek% 20 zenginleştirme programını yerinde tutacağını söylemesi nedeniyle AB, ABD ve Rusyadan yetkililerin şüpheleriyle karşılandı.
Initially, I shared the scepticism about admitting such a large group," said Sen Joseph Biden, chairman of the US Senate's Foreign Relations Committee."What changed my mind are the attacks of 11 September,
Önceleri, böyle büyük bir grubun kabul edilmesi konusundaki şüpheleri paylaşıyordum.'' diyen ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Sen Joseph Biden,
He founded scepticism, a great asset to your business.
Kuşkuculuğu o bulmuştur, yaptığın iş için önemli.
So I suggest we approach Mr Spector with… respectful scepticism.
Bay Spectora saygı çerçevesinde bir şüphecilikle yaklaşalım bence.
He also voiced scepticism about Croatia's chances of fulfilling its 2009 EU entry target.
Yetkili ayrıca Hırvatistanın 2009da AB üyelik hedefini tutturma şansıyla ilgili şüphelerini de dile getirdi.
Or scepticism. I count myself as one who received, during this war, atrocity tales with suspicion.
Burada kendimi, sadece, savaş sırasında şüpheli ve belirsiz hikayeler dinlemiş birisi olarak varsayıyorum.
Prime Minister Nikola Gruevski voiced scepticism about the prospects of a deal being reached within the next few days.
Başbakan Nikola Gruevski önümüzdeki birkaç gün içinde anlaşmaya varma umutlarıyla ilgili şüphelerini dile getirdi.
This is the reason modern scholars express their scepticism about the historicity of Aspasia's life.
Modern biliminsanlarının Aspasianın tarihsel gerçekliğiyle ilgili kuşkuculuğunun nedeni de budur.
A long-time critic of the Iraq war, Mesic voiced scepticism about the long-term effectiveness of force and of"pre-emptive action" outside UN auspices.
Irak savaşını uzun zamandır eleştiren Mesiç, gücün ve BM nezareti dışındaki'' önleyici eylemlerin'' uzun vadedeki etkinliği konusundaki şüphelerini dile getirdi.
Public opinion, however, entertains some scepticism about the benefits of open borders, with some worrying it will contribute to a rising tide of economic migration.
Ancak kamuoyunda açık sınırların yararları konusunda bir miktar şüphecilik mevcutken, bazıları ekonomik göçün artmasından endişe ediyorlar.
The EU expressed scepticism about the conference's papers, said Czech Foreign Minister Karel Schwarzenberg after a meeting of the EU's top diplomats in Brussels.
Çek Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Karel Schwarzenberg ABnin üst düzey diplomatlarıyla Brükseldeki toplantısı sonrasında yaptığı açıklamada, ABnin konferansın belgeleriyle ilgili şüphelerini dile getirdiğini söyledi.
Which create unrest, doubt and scepticism We shouldn't underestimate the effect of their shameful activities,
Bu eylemler huzursuzluk, soru isareti and suphecilik yaratiyor pek çok isçi uzerinde,
Results: 80, Time: 0.0476

Top dictionary queries

English - Turkish