SLIPPING in Turkish translation

['slipiŋ]
['slipiŋ]
kayma
cream
skating
skiing
sliding
curd
kayıp
loss
casualty
prodigal
long-lost
missing
lost
gone
disappeared
slipped
düşmeye
fall
down
to go
stooping
drop
crashing
decline
fallin
kayarak
slide
slipping
skidded
ski
ayağım kayıyordu
kaymaya
cream
skating
skiing
sliding
curd
kaymasını
cream
skating
skiing
sliding
curd
kaydığını
cream
skating
skiing
sliding
curd
arasından kayıyor

Examples of using Slipping in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The chair's slipping!
Sandalye kayıyor!
Slipping many times as he tried to climb the embankment.
Şarampolden tırmanmaya çalışırken kaç defa kaymıştık.
Wide spacing, slipping of the heel.
Geniş aralıklar, topuklardaki kaymalar.
Iron Church in Istanbul Slipping Towards the Sea.
İstanbuldaki Demirden Kilise denize Doğru Kayıyor.
Wouldn't want to see standards slipping just because I wasn't here to check.
Sırf burda olup kontrol etmediğim için standartların düştüğünü görmek istemeyiz.
I tried to stop her from slipping through the gaps.
Annemin yanında kaldım, boşluğa düşmesini engellemeye çalıştım.
I'm not slipping. Not yet.
Henüz değil.- Ben kaymıyorum.
Their sharp claws prevent them from slipping.
Bıçak gibi keskin pençeleri kaymalarını önlüyor.
It's a lot cooler than slipping in the ladies' room.
Bayanlar tuvaletinde kayıp düşmekten daha havalı.
Do you feel your little Grimm slipping away?
Küçük Grimminin gizlice uzaklaştığını mı hissediyorsun?
Slipping and sliding, baby.
Kaygan ve kaypak, bebeğim.
It's a feeling of slipping without falling.
Düşmeden kaymak gibi bir his.
Someone must be slipping the heroin in before they ship.
Gemiye konmadan önce birileri gizlice eroini içlerine koyuyor olmalı.
I saw my future slipping away.
Geleceğimin parmaklarımın arasından kaydığını hissebiliyordum.
Maybe she feels you're slipping away from her.
Belki de senin sessizce ondan uzaklaştığını fark ediyor.
I think he's worried about slipping on the ice or something.
Sanırım buzda kayıp düşmekten falan endişeleniyor.
You're slipping, Holmes.
Yavaş ol biraz, Holmes.
About your mother slipping me information?
Annenin bana gizlice bilgi vermesini mi?
You think this is the return of slipping' Jimmy, but it's not.
Kaygan Jimmy geri döndü sanıyorsun ama dönmedi.
Sometimes when I feel her slipping away from me.
Bazen onun ellerimin arasından kayıp gittiğini hissettiğimde.
Results: 127, Time: 0.0946

Top dictionary queries

English - Turkish